Donauwelle (Tuna dalgası) ya da Schneewittchenkuchen (pamuk prenses pastası) Almanya’da çok tanınan ve çok sevilen bir pasta. Evde yapılan tarifler birbirinden çok farklı olabiliyor. Yine de bir çok tarifin ortak özelliği, içinde Palmin (ana maddesi katı hindistan cevizi yağı) adı verilen bitkisel bir yağ olması.
Annem resimleri gördüğünde ‘Ama çikolatası olmamış’ demiş. Haklı, çünkü benimkinin üstü gerçekten olmamıştı ve kakaosu az gelmişti. Aslında çikolatanın daha sert, çıtır çıtır, ince bir tabaka olması gerekiyor.

Donauwellen_2_1

(Palmin’in Türkiye’de zor bulunacağını düşünerek türkçe sayfaya yazmak
konusunda tereddütlüydüm. Ama sizler Palmin yerine başka alternatifler
bulabilirsiniz belki. Tarifi aşağıya orijinal haliyle yazıyorum. Ben yağ miktarını çok fazla azaltmıştım. Pudding’in içine eklenen margarini tamamen çıkarmıştım. Ayrıca tepsim küçük olduğu için bütün malzemeyi ikiye bölerek kullandım.)

KEK

- 200gr. margarin
- 200gr. şeker
- 1 paket vanilya
- 5 yumurta
- 300gr. un
- 1/2 paket kabartma tozu (1,5 tatlı kaşığı)
- 5-6 tatlı kaşığı kadar kakao

ÜSTÜ İÇİN

- 1-2 kavanoz vişne kompostosu ( 1 kavanoz suyu süzdürülmüş vişne yaklaşık 350-400gr., kavanoz içindeki vişne suyu miktarı 380-400ml.)
- 4 paket Dr. Oetker tart jölesi
- 1/2 L. süt
- 100gr. şeker
- 40gr. Palmin
- 50gr. vanilyalı Pudding tozu
- 200gr. Tereyağ veya margarin

Çikolatalı Glazür: 2 yumurta, 1 1/3 nescafe fincanı pudra şekeri, 2/3 nescafe fincanı kakao, 180gr. Palmin. VEYA: 150-200gr. bitter çikolata

1- Fırını 175° C’ye ısıtın. Margarini ve şekeri birlikte çırpın. Yumurtaları teker teker yedirin. Vanilyayı, unu ve kabartma tozunu yumurtalı karışıma ekleyin. Hamurun yarısını tepsiye(fırının kendi kare tepsisi) yayın. Diğer yarısını kakao ile karıştırarak beyaz hamurun üzerine döşeyin. Üzerini biraz düzeltin.
2- Vişnelerin suyunu süzün (suyunu bir kapta toplayın), kakaolu hamurun üzerine çok hafif bastırarak dizin.
3- 175° C’de yaklaşık 30-35 dakika pişirin. Keki iyice soğutun.
4- Yaklaşık 1L. (daha az olabilir) vişne suyunu 4 tart jölesi ile kaynatın. İsterseniz biraz şeker ekleyebilirsiniz. 1-2 taşım kaynadıktan sonra kenara alın. Jöleyi soğumuş kekin üzerine sürün (oldukça çabuk donuyor !).
5- 1/2 L. sütü, 100gr. şekeri ve 40gr. Palmin’i birlikte kaynatın. 50gr. toz puddingi ekleyerek hızla karıştırın. 1 dakika kadar pişirin. Kenara alıp, iyice soğutun. 200 gr. margarini köpürene kadar çırpın. Soğumuş puddingi azar azar margarine ekleyin ve çırpmaya devam edin. (Kremanın rengi açılıp, beyazlaşıyor). Jölenin üzerine sürün. Buzdolabında iyice soğutun.
6- Çikolatalı kuvertür: 2 yumurtayı çırpın, kakao ve pudra şekeri ile iyice karıştırın. Palmini eritip, incecik akıtarak ve sürekli karıştırarak kakaolu karışıma ekleyin. Puddingli katın üzerine döşeyin. Çatalla dalga şeklinde kıvrımlar yapın. Buzdolabında en az 3 saat bekletin.
Alternatif: Kuvertürü benmari usulü eriterek puddingin üzerine yayın.



30 Yorum: Donauwelle

meraba ,pasta çok güzel görünüyor ellerinize sağlık.denemek isterim ama palmin ne oluyor acaba bulamazsam alternatifi varmı acaba

mineciğim yine döktürmüşsün. harika görünüyor. palmin’i araştıracağım.

kaç gündür ne zaman türkçe siteye yazacak da palmin neymiş öğreneceğim diye bekliyordum. :D

Ssengün, palmin kati bir bitkisel yag. Hindistancevizinden yapiliyor. Bulamazsan pudingin icine eklenen kismi atlayip, cikolata kuvertürüyle deneyebilirsin.

Meltem, belki Türkiye’de ismi baska bir seydir. Cok kati, bembeyaz bir yag. Eritilince renksiz, seffaf bir sivi haline geliyor.

Minecim,bu sabah sana comment yazip gonderdigimi dusunuyordum,sanirim kizimla ilgilenmekten gondermeyi unutmussum:))sunu soracaktim(aslinda genel olarak siteni tekipcilerine sorulmus bi soruda ayni zamanda…)palminin ingilizcesi nedir?ve amerikada yasayan arkadaslardan nerelerde satildigini bilen varmi?simdiden bilgiler icin cok tesekkurler…

Merhaba Mine, pastan cok istah acici ! Bu pastayi galiba Almanya’da gecen ay gordum, site’imde bir resimi var, burada gorebilirsin : http://photos1.blogger.com/img/170/1164/640/000_0471.1.jpg
Ustu baya sert cikolata…

Minecim,ne kabayim,buarada tarifi turkcede yazdigin icin tesekkur etmeyi unuttum,cok tesekkurler:))

Arzu, palmin’i Amerika’da bulman biraz zor galiba. Ona benzer “vegetable shortening” (crisco) kullaniyorlarmis. Pek aynisi olmamakla birlikte ise yarar zannediyorum. Zaten bulamazsan da o kadar önemli degil…

Estelle, linkteki resim acilmadi :( Sitendeki bütün arsivi taradim ama bulamadim resmi. Yardim!

Link ile problem var, “enter”‘e 2 defa basarsan calisyor ! Calismazsa, bunu dene bakalim : http://tetellita.blogspot.com/2005/01/kaffee-kuchen-mit-anne-und-roland.html
Resim’i 25 Ocak’ta gonderdim… Umarim gorursun bu sefer !

Arzu, palminin Ingilizce karsiliginin centrifuged coconut oil oldugunu zannediyorum. Asagida bunu ismarlayabilecegin bir link var, sayfanin altina dogru da resimleri.

http://www.wildernessfamilynaturals.com/mall/virgin_coconut_oil_centrifuged.asp

Estelle, resimleri ikinci verdigin linkte gördüm :). Tesekkürler!

Mine, yanlış hatırlamıyorsam dr.oetker’in dört mevsim keki diye satılan hazır kekinin arkasında verilen bir tarifi var türkiyede yapmak için uygun malzemelerle ben dir kere yaptığımı hatırlıyorum eve gider gitmez bakacağımkemismiyim diye.

Tesekkürler B_Secil.

mineciğim,

palmin’i sordum. ancak sıvı olarak yağı var hindistan cevizinin. katı olarak bulamadım.
araştırmaya devam edeceğim. :D

Meltem’cigim Palmin Türkiye’de yok galiba. Hatta bildigim kadariyla Palmin sadece buralarda üretiliyor.

Merhaba,

1 haftadır ortalıklrda yoksunuz umarım bir problem yoktur…

Mine hiç güncellemiyeceksin siteyi yakınlarda galiba :)

Mine nerdesiiin?Aşkolsun insan bi haber verir..Umarım herkes iyidir…

Türkiye’de palm oil, maliyetinin oldukça düşük olması nedeni ile gıda endüstrisinde fazlaca kullanılan bir yağdır. Tüm margarinlerde, bisküvi tarzı ürünlerde, pastacılıkta vs. Bisküvilerin ingilizce içeriklerinde, bitkisel yağlar ki hidrojenizedir parantez içerisinde palm yağını görebilirsiniz. Oldukça yüksek oranda doymuş yağ asidi içeren bu tarz yağlar ucuz olmaları nedeni ile kullanılmaktadır. Yasal olarak, karışım olması gereken durumlarda bile bu yağ, bazı uyanık firmalarca %100 oranında kullanılarak margarin olarak satıldığı yönünde bilgiler de mevcuttur. Adı bitkisel olan fakat doymuş yağlar sınıfında (hayvansal yağlar) kategorize edilen bu türden yağlar(hindistan cevizi%87si doymuş ve hurma yağı gibi), koroner kalp hastalıkları riskini artırmaktadır.(sadece doymuşluğu bakımından değil asidinin cinsi, derecesi oksidasyonu vb.ve sıvı olarakta satılıyor) Balık bir hayvansal besin olduğu halde balık yağı, doymamış yağlar sınıfında (zeytinyağı gibi bitkisel) yer almaktadır.Özetle, maalesef dışa bağımlı olduğumuz bu yağ sektöründe de ucuzluğu nedeniyle talep edilmektedir. Tüketici olarak, bilgi sahibi olmak bir hak olduğundan bu tarz yanıltıcı ifadelere karşı (ki başka pek çok buna benzer algıda yanıltıcı eksik bilgilendirmeler çarpıtmalar mevcut)tüketici tıpkı onlar kadar uyanık kurnaz olmalı nasıl ki maliyet, kâr sektörde sağlıktan daha mühim olabiliyor ise tüketici için de sağlık her tür çıkarın önünde olabilmelidir. Bu da bilgiye objektif yollardan ulaşabilmekle, sorgulamak, araştırmak ve ülkemizin gerçeklerine,sağlığımızda başrolü oynayan tarım sektörümüzün ne hale geldiğine ve de geleceğine ilgi göstermekle sağlanabilir.
Tüketici bilgi sahibi olarak kendi seçimini yapabilmelidir. Bu tür konulara ilgi göstermek bile kamuoyu oluşturulmasında bir adımdır. Yanıltıldığımız için değil, kendi seçimlerimizi sadece biz istediğimiz, uygun bulduğumuz için seçebilmeliyiz. Ne olduğunu bilir, ister çok ister az kullanırız veya hiç tüketmeyebiliriz de ama kendi sağlımız üzerinde kendimiz hak sahibiyizdir.
Özetle, tereyağını herkes bilir hayvansaldır, fakat bitkisel diye etiketlerde geçtiği için bu yağ hakkında yanılgı olmasın diye genelce bilgi aktarmaya çalıştım.
İlginiz için teşekkürler…

Arkadaslar Mine bu aralar rahatsiz. Soguk alginligi onu cok halsiz birakmis. Ateside dusmuyormus. Kisa bir sureligine ara vermek zorundaymis. Onun cabuk iyilesmesi dilegi ile…Ben sizlere bir oneride bulunmak istiyorum. Bu arada belki o dinlenirken MISAFIRLER kosesine sizler tariflerinizi ekleyerek onu memnun edebilirsiniz….
Yemekgunlugu

ah mineciğim ,

çok geçmiş olsun. şimdi okudum. kaç gündür zaten merak ediyordum neden yazmıyor diye. öabuk iyileş lütfen canım. öptüm kocaman.

Minecim,

umarim cok daha iyisindir,gecen hafta sonu ve su gectigimiz haftasonu Donauwelle’den yaptim,harika bisi oldu,buarada tavsiyen uzere cristconun vegetable shortiningi kullandim,..arkadaslara denemelerini tavsiye ederim,asamalar fazla gibi gozuksede kolay bi tarif…

Selamlar,

Selam iyi çalışmalar benim palmin yağına ihtiyacim var bu konuda bana nasıl yardımcı olabilirsiniz yada beni yönlendirebilirmisiniz cevap yazarsanız sevinirim. SAYGILAR

Meric, sanirim Türkiye’de palmin bulmak cok zor. Eger Almanya’da yasiyorsan, marketlerin kati yag satilan bölümlerinde oluyor.

Bu pastayi yaparken margarini biraz az atsak olmazmi 400 gr margarin cok fazla degilmi ölcüyü biraz azaltsak olurmuki acaba

Seda, tabana eklenen yagi azaltmazdim, sonucta bu ölcü bir firin tepsisi icin. Pudding icin kullanilan yagi azaltabilirsin - hatta ben hic kullanmamistim -.

minecim senin tarifine göre donauwelleyi yaptim, fakat pudding tam sogumadan üzerinin küvertürünü sürecektimki sürülmedi hepsi birbirine karisti. yarinki misafirlerime bugünden hazirlik olsun demistim. busefer catali alip öyle dalga yapmaya calistim. kultarmak amaciyla birazda kakao tozu serptim ve hindistan cevizi. tadi eminim iyi olmustur. misafirlerimin reaksiyonunu yazarim sevgiler.

Laylacim, üzerini iyi kurtarmissin. Insallah misafirlerin hosuna gider. Vaktin oldugunda sonuclarini bekliyorum.

Mineciğim,
Cumartesi kızımın 2. yaş gününü kutladık ve yaptıklarım arasında senin tarifinle Donauwelle de vardı. Lezzet süperdi (misafirlerimin dediğine göre), bana sadece ucundan kaldı da:)
Donauwelledeki tek sorunum pudingin sertleşmemesi oldu (seninki sert görünüyorda), bir de çikolata erittiğim için üstüne , keserken çatladı. Ama yine de görüntü muhteşemdi.

Teşekkürler ve sevgiler

Zümrüt, zaten cikolatanin öyle olmasi gerekiyor iste :) Seninki tam kivaminda olmus demektir. Cikolata citir citir olmali aslinda.

Meşe közünde sabahlayan testideki kaz yahnisinin cilveleri

Allah gani, gani rahmet eylesin. Hatıralarımda unutulmaz izler bırakmış olan büyükbabamın bir vakitler yaşadığı Manyas Kuş cennetine takriben yirmi, yirmi beş kilometre uzaklıkta ki Erecek Köyü’ne giderek orada üç beş gün geçirmek, şimdilerde özlemle andığım mutluluk dolu günlerdendir.
Üzeri çoğunlukla sanırım buğday demetleriyle örtülmüş kerpiç evlerde, kandil ışığıyla aydınlatılmış bir odada, ocakta kocaman meşe odunlarının gürültüyle yanarken çıkardıkları sesleri dinleyerek uyunan bir gece için şimdilerde neler, neler vermezdim ki. Aradan otuz yıl geçse de dün gibi hatırlanan günlerdi o zaman dilimleri.
Büyük babam ilerleyen yaşına rağmen dağdan eşeğiyle keserek getirdiği odunları, balta ile kesip, keçileri için yapılan barınağın sahanlığına bunları istifledikten sonra, damdaki hayvanların bakımını yapar ve “ setresini ” alarak köy kahvesine gider. Orada yaşça akranı sayılmasa da diğerlerine göre daha yaşlı olan arkadaşlarıyla bizim çocukluk aklıyla muzip bulduğumuz ve izlerken gülümsememize neden olacak bir şekilde; bir birlerine iyice sokularak, söylenenleri duyabilmek için neredeyse kulağını diğerinin ağzına sokacak kadar eğilerek konuşurlardı aralarında. Gece, ellerinde içine kandilin konulduğu fenerle güç bela eve döner ve ocak başında kendisi için hazırlanmış pöstekiye kurularak bize çoğunlukla gençlik günlerine ait hatıralarını anlatırdı. Şehre geldiğinde onun huzursuz olduğunu ve fazla oyalanmadan işini bitirir bitirmez köye döndüğünü hatırlarım. Beton binaların kendisini rahatsız ettiğini söylerdi. Daha o günlerde bile fabrikasyon sayılabilecek gıdalar tüketmezdi. “Tadı saman gibi oğlum, nesini seviyorsunuz bunların derdi.” Ve devam ederdi; “ Bu yiyecekler yüzünden etraf genç yaşlılarla dolmuş baksanıza bir. Bunlar bizim yaşımıza gelseler ne yaparlar bilemiyorum.” Bu sözlerin anlamını bugün daha iyi biliyorum artık.
O ocak başında bize bir gün şunu anlatmıştı ; “ Oğlum bak, lezzetli bir kaz yahnisi için biz eskiden birkaç kazı diğerlerinden ayırır, kümese çekerdik. Onları orada kırk gün kadar
çeşit, çeşit bakliyatın ununu çekerek hazırladığımız lapayla besler ve semirtirdik. Ama bu havaların soğuk olduğu kış günlerinde yapılmalı aksi halde hayvanın eti kokar. Sonra hayvanın yağını üzerinden kazır ve alırdık. Ocakta ağır ateşte ve hatta sadece meşe közünün bulunduğu küllerin arasına bıraktığımız destinin içine büyük bir parça et ve Manyas gölünün oradaki Hamamlı Köyünden getirttiğimiz kuru fasulyeleri koyardık. Ayrıca kabuğu soyulmuş soğanları doğramadan bütün, bütün bu karışımın içine koyar sonrada destinin ağzını kapatırdık. Akşama kadar, köz içinde pişecek olan bu lezzetli yemeği beklerken ninen de bu arada bahçede ki fırında köy ekmeği pişirir, bazlamalar yapardı. Ekşi macunla maşrapaları doldurur, sonrada afiyetle yerdik yemeğimizi. O vakitler baban da…” diyerek uzar giderdi ocak başı sohbetleri.
Vefat ettiğinde yaşı doksanı geçkin ve vücudu gayette zindeydi. Bugün hormonlarıyla oynanmış ya da adını bile telaffuz etmekte zorlandığımız kimyasal içerikli katkı maddeleriyle yetiştirilen veya meyvesini yedikten sonra tohumunu alamadığımız ürünleri görse idi gözlerine inanabilir miydi acaba? İçinde kurt ve böceklerin bile mesken tutamadığı bu meyveleri değil tüketmek evinin bahçesine bile atar mıydı acaba diye sormaktan alamıyorum kendimi.

yorum yazabilirsiniz: