Aynı Meme‘i daha önce almanca sayfada cevaplamıştım. Çeviriyi buraya da aktarıyorum. Ayrıca sadece türk okuyucuların anlayabileceği uzun ekler yaptım.
Bu cici daveti Ev Cini‘nden almıştım. Ben de, akşamları beni çok eğlendiren Tarçın‘cığıma, Gökçen‘ciğime ve gruplarını+bloglarını çok sevdiğim iki arkadaşım Figen ve Zeynep‘e yollamak istiyorum :))

İlk mutfak maceran neydi? Neler hatırlıyorsun?
Yemek pişirmek ile ilgili değil ama, yemekle ilgili anılarım var. Ben 8 yaşına kadar babaannem ile birlikte yaşadım. Onun mutfağından bende iz bırakan etli yaprak sarması, palamut balığı ve muhteşem bir patlıcan turşusu oldu. (Patlıcan turşusu konusunda babamla yazlıkta ortak bir çalışma yapmayı düşünüyoruz.) O zamanlar mutfaklar maalesef şimdiki gibi modern alanlar değildi. Küçük piknik tüplerinin, aygaz ocakların ve bahçelerde kaynayan salça kazanlarının yanına çocukların yaklaşmasına pek izin vermezlerdi. Bu nedenle o yıllardaki en iyi arkadaşım ve ben asma yapraklarına balçık-çamur sararak yalancı sarma yapar ve sözde eşlerimize ve çocuklarımıza yedirmeye çalışırdık.

Anneannemin yanına taşındıktan sonra canımın içi Berna’cığım ve ben bol bol süt ve mısır kaynattık. Anneannemin her sabah erkenden kalkarak kızarttığı ekmekleri yedik ve üzerimizde çok emeği olan küçük teyzemden un kurabiyesi yapmayı öğrendik. Bazen de oburluğumuzdan evde yapılan turşuların suyunu içme yarışmaları düzenleyip, kabak tatlılarını ekmek dilimlerinin üzerine sürüp yedik, vs.

Yemek yapma stilini en çok etkileyen kim?
Belirgin bir stilim yok ki. Şu ana kadar edindiğim alışkanlıklarım anneannem, babaannem ve teyzemden. Annemden biraz kek ve pasta yapmayı, birazcık da ne yaparsak yapalım özenli olmak gerektiğini öğrendim.  Daha sonra Bingül, bir müddet bir odalarında yaşadığım afganlı aile, üniversite yıllarımda tanıştığım ve yurtlarda birlikte yaşadığım yabancı arkadaşlarım sayesinde değişik tatları deneme fırsatım oldu.

Yemeğe ve yemek yapma dünyasına ilgini kanıtlayan bir resmin var mı? Bize göstermek ister misin?
Mutfağa ilgimi gösteren bir fotoğrafım yok.

Mutfakta fobin var mı? Avuçlarını terleten bir yemek mesela?
Mutfakta beni en çok terleten eylem çiğ krema çırpmak. Sürekli yanımda yedeğini bulunduruyorum. Krema, genelde fazla ve düzensiz çırpılmaktan tereyağına dönüşüyor. Bir de baharat kullanırken elimin ölçüsü yok.

Mutfakta hangi yardımcını vazgeçilmez buluyorsun? Alıp da çok gereksiz bulduğun nedir mesela?
Düdüklü tenceremi, havanımı ve ilkel tost makinemi ( ocak üstünde kullanılan, birbirine bağlı iki kapak şeklinde olan makine, bütün tost makinelerinin kraliçesi )  çok severim.

Ananas soyucu ve soğan doğrayıcı aldığım en gereksiz ve kullanımı zor
aletlerdi. Zaten o evden bu eve taşınırken kaybolup gittiler :)

Senin çok sevdiğin ama senden başka kimsenin sevmeyeceğini düşündüğün, garip ya da komik yemek çeşidi var mı?
Simidi ortadan ikiye kesin. Üzerine nutella sürün ve sucuk dilimi
koyun. En üste bir tane zeytin yerleştirin. Aslında bu karışım bir
iddia sonucu ortaya çıkmıştı. Ama tadını sevince yemeye devam ettim. İğrenenler de oldu, deneyip sevenler de…

Hangi üç malzemeden ve yemekten vazgeçemezsin?
Zeytinyağı, maydanoz ve limon

Buraya eklemek ve cevabını vermek istediğin bir soru var mı?

Ben, blogdaşların hangi yemek kitaplarını kullandıklarını ve Türk mutfağı dışında en çok hangi ülkenin mutfağıyla ilgilendiklerini bilmek isterdim.

Bana en çok yardımcı olan kitap Leman Eryılmaz Cılızoğlu’nun ‘kolay ve ekonomik yemekler’ isimli kitabı oldu. Bunun dışında annemin ‘arşivinden’ çok yararlanıyorum.

Evden alıştığım tatlara yakın olan akdeniz ülkelerinin mutfaklarını seviyorum. Bir de pek fazla yiyemesem de, Hint mutfağını çok ilginç buluyorum. Yemeklerin ve malzemelerin isimleri bana şiir gibi geliyor.

En çok sevdiğin dondurma?
O kadar az dondurma yiyorum ki, bu konuda tercihlerim oluşmadı. Sadece Türkiye’ye geldiğimde mutlaka maraş dondurması yemeye çalışırım.

Asla yemeyi düşünmediğin bir şey?
Kuyruk yağı, ciğer ezmesi ve aspik yiyemem.

Özel bir yemeğin, spesiyalin var mı?
Mine şunu yapsa da yesek dedirtecek özel bir yemeğim ve tatlım, çok üzgünüm ki, yok. Sadece bazen arkadaşlarım bana gelecekleri zaman kadınbudu köfte ve yaprak sarması isterler.

Seni sobeleyen aşçı?
Ev Cini

Senin sobelediğin 3 aşçı?
Tarçın, Gökçen ve Figen&Zeynep

 

naneli-limli-sorbe

07.07.2005

Bu sorbeyi almanca bloglardaki Blog-Event için yapmıştım. İlk denememdi ve sonuçtan pek ümitli değildim açıkçası. Fotoğrafını çekerken çok zorlandım. Sorbe halojen lambaların altında hemen eriyiverdi ve planladığım süslemeyi yapmaya zaman kalmadı. Ben de üzerine nane yaprağını koyup hemen fotoğrafını çekiverdim.

Ben lim (misket limonu da diyorlarmış bazı bölgelerde, turunçgilin resmi burada) kullanmıştım. Ama limon suyuyla da çok güzel olacağını tahmin ediyorum. Yapımı çok kolay. Bekleme süreleri dışında pek uğraştıran ve oyalayan bir tarif değil.

Denemek isteyenler için tadı: Naneli, biraz ıtırlı, ekşimsi ve hafif şekerli.

2 kişilik

- bir avuç taze nane yaprağı
- 200 ml. su
- 80 gr. şeker (şekeri azaltabilirsiniz)
- 100 ml. misket limonu suyu veya limon suyu ( 2 adet meyve)

1- Nane yapraklarını minik minik parçalayın. Su ve şekeri 2 dakika kadar kaynatın. Şerbet biraz soğuduktan sonra nane yapraklarının üzerine dökün. Mikserle naneler iyice parçalanana kadar çırpın. Blender’dan da geçirebilirsiniz. 3 saat buzdolabında soğutun.
2- Limonları sıkın ve suyunu naneli şerbetin üzerine dökün. Biraz karıştırıp, ince bir süzgeçten geçirin.
3-  Süzülen şerbeti uygun bir kap içinde, ağzı açık olarak buzluğa kaldırın. 2 saat sonra çatalla veya blender’la karıştırın. Bu işlem buz kristallerinin oluşmasını önlüyormuş. Tekrar buzluğa kaldırıp, sertleşene kadar yaklaşık 4 saat bekletin.

Çabuk tüketmekte fayda var. Hemen eriyen bir şey bu sorbe. Hatta  Evcini‘nin buz kâsesinin içinde servis yapabilirsiniz. Ben denemedim ama, olacağını tahmin ediyorum.

Bu tarifi Ladido aylar önce yorumlara yazmıştı. Ben arada bir kaç kere yaptım. Ama resimlerini çekmeyi beceremediğim için sayfaya koymamıştım. Bu akşam yine yaptım, maalesef resimler yine olmadı :) Mantar resmi çekmek çok zormuş. Bizim tabaklarımızdaki mantarların görüntüsü çok daha canlıydı. Kısacası, bu resmin solukluğuna aldanmayın. Bir cesaret edip deneyin, tadı şaşırtacak kadar güzel…
Resimdeki mantarın içi dereotu ve tonbalığı ile dolu. Üzerinde dil peyniri var. Tonbalığım yetmeyince artan mantarların içine rendelenmiş keçi peyniri (beyaz peynir şeklinde) koydum. Mantarların üzerine biraz da kara ve kırmızıbiber serptim. Peynirli mantar fena olmamakla birlikte, bana göre balıklı olan daha çeşnili ve güzeldi. Bir de ben fırın tepsisini zeytinyağıyla yağlıyordum. Keşke mantarların etrafına da biraz yağ sürseymişim…

Tarifi sevgili Ladido’nun ağzından aktarıyorum:

Ben mantarı çok severim. Biliyorsun kalorisi de çok düşük. Geçen gün(ki o gün ben hergün olduğu gibi rejime başlamıştım:) kendime lezzetli bir rejim yemeği yapmak istedim. Elimde mantar var,tonbalığı konservesi var ne yapayım derken şu süper spesiyal ortaya çıktı; mantarların saplarını çıkardım,tuz döktüm. Mantarların içi kase gibi oldu.Ton balığını ezdim içine dereotu doğradım. Bu karışımı mantarların içine doldurdum. Her bir mantarın üzerine kaşar parçası koydum.Ve fırınladım. Çok güzel oldu. Rejim yapıp tatsız yemeklerden bıkanlara tavsiye ediyorum. Mantarları yumurta fırçasıyla yağlayıp(tamamını 1 kaşıkyağ ile) öyle pişirebilirsin. Daha lezzetli olacağını tahmin ediyorum. Deneyince pişman olmayacağını düşünüyorum.

Ladido’cuğum, biz mantarı ve tonbalığını bu şekliyle çok sevdik. Aslında ben tonbalıgından, kokusundan dolayı uzak dururdum. Sayende ikna oldum :))
Çok teşekkürler!

Erikli1

Buzlukta geçen yıldan kalan ve kullanılmayı bekleyen eriklerle bu (en çok sevdiğim) tartı yaptık. Üzerine dilerseniz ışgınlı kıtırlı kekte anlattığım kıtırdan koyabilirsiniz.

- 250gr. un
- 125gr. tereyağ
- 75gr. şeker
- 1 yumurta
- 1/2 paket kabartma tozu
- 1 fiske tuz

- 1 kilo mürdüm eriği
- 1 avuç file badem
- 1 avuç şeker

1- Hamuru hazırlayın. Hiçbir püf noktası  yok, bütün malzemeyi birlikte yoğurun ve sert bir hamur elde edin.
2- 28 cm.’lik kelepçeli kalıbı yağlayın. Hamuru düzgünce yayın ve kenarlarını 3 cm. kadar yukarı çekin.
3- Taze erikleri 4′e bölün. Hafifçe birbirlerinin üzerine yatacak şekilde dizin. (Sivri uçları pişince hafif yukarı kalkıyor ve çok hoş görünüyor.) File badem ve 1 avuç şeker serpiştirin.
Eğer donmuş erik kullanıyorsanız çözdürmeye gerek yok. Biz buzluktan çıkarıp hemen kullandık. Daha çok sert oldukları için kesemedik ve ikiye bölünmüş halleriyle hamurun üzerine dizdik. Aslında erikleri 4′e bölebilseydik, üzeri çok daha düzgün olacaktı. Dizerken hamurun üzerinde boşluk kalmamasına dikkat edin.
4- Önceden ısıtılmış fırında, 175° C’de erikler suyunu salıp çekene kadar pişirin. (Yaklaşık 40-50 dakika)

Serviste üzerine tekrar şeker serpebilirsiniz. Ama yanında mutlaka çırpılmış krema olsun.

Erikli2

Teatime sayfalarındaki hiçbir tarif için garanti veremem. Sadece bu kez bir istisna yapıyorum ve erikler çıktığında bu tarifi mutlaka deneyin diyorum. Mayhoş, hafif şekerli ve görünümü çok hoş bir tatlı…