mantar şiş

30.12.2005

Tarifi daha önce hürriyetin eski eklerinden kesmiştik. Biraz zahmetli de olsa, tadı gerçekten çok güzel. Hatta yapa yapa kendimize göre teknikler bile geliştirdik. Bakalım siz de sevecek misiniz?

- 500gr. mantar
- bir limonun suyu
- 50gr. galeta unu
- 1/2 tatlı kaşığı tuz
- 1/2 tatlı kaşığı karabiber
- bir avuç ince kıyılmış maydanoz

1- Mantarları limonlu suda en az 20 dakika bekletin. (Mantar yıkanmaz veya suda bekletilmez, lezzeti bozulur diyenler tahminimce haklıdır. Ama bu tarifte bekletmek gerekiyor. Yoksa mantarlar zeytinyağını sünger gibi çekiyorlar.)
2- Galeta ununu, tuzu, biberi ve maydanozu iyice karıştırın. Dilerseniz başka baharatlar da ekleyebilirsiniz, yakışır.
3- Fırını ızgara ayarında ısıtın.
3- Mantarları hafifçe kurulayın. Büyüklüklerine göre çöpşişlere dizin. Fırça ile üzerlerine zeytinyağı sürün. Geniş bir tabakta iyice galeta ununa bulayın.

4- Şişleri yağlanmış fırın telinin üzerine yerleştirin. 5-7 dakika fırınlayın. Bir kere çevirip yine fırına verin. Bekletmeyin, fırından çıkarır çıkarırmaz tüketin.

Pişirme süresi damak zevkine göre değişiyor. Ben 7 dakikadan fazla fırında tutmuyorum. Eğer daha çıtır çıtır olsun diyorsanız, daha uzun süre fırında tutabilirsiniz. Ayrıca telin altına bir fırın tepsisi koymayı unutmayın, yoksa geri kalan vaktinizi fırın temizlemekle geçirirsiniz. (Mantarlar su salıyorlar, galeta unları dökülüyor.) Servis yaparken şişleri (fotoğraftaki gibi) üst üste koymazsanız iyi olur. Birbirlerini sulandırıp, yumuşatıyorlar. En iyisi, fırından tabağa…

Arkadaşlar, hepinize sevdiklerinizle birlikte çook mutlu, sağlıklı, ferah bir yıl dilerim. 2006′da görüşmek üzere…

4 haftalığına İstanbul’daydım. Geçtiğimiz hafta döndüm. Dönmeden bir gün önce Mutfakta Zen‘in Tijen’inden çok komik bir mesaj aldım. Zamanım çok azdı ve sadece 5 dakikalığına Taksim Meydanında buluşacaktık. O 5 dakika, önce yarım saat, sonra da 2,5 saat oldu. Sohbetine doyamadığım için kalkmak gelmedi içimden.
Önce Kitaplı Cafe’ye götüreyim seni dedi. Sonra birden ‘Aaa dur dur başka bir yer var.’ diyerek hemen yan sokağa sapıp, Japon Kültür Merkezi’ndeki Cafe Bunka‘ya geliverdik. Çok sakin, temiz ve ferah bir yer Cafe Bunka. Bir kaç fotoğraf çektim, ama o heyecanla makinenin ayarlarına hiç dikkat etmemişim. O yüzden renkler pek anlaşılmıyor.
Eğer imkanınız varsa, gidin mekanı kendiniz görün ve mutlaka o nefis şifon kekinden ve yeşil çaylı profiterolünden deneyin. Şifon kek, adı gibi çok hafif, yumuşacık. Profiterolü zaten kelimelerle anlatmam mümkün değil. Utanmasaydım, Tijen’inkileri bile yerdim, o kadar yazayım :)

Tijen çok içten, hoşsohbet, ışıl ışıl bir kadın. Patlamış pirinçli, yeşil çay tavsiye etti bana. Ben çay içerken o da yeni kitabını imzalayıverdi hemen. Kitap kocaman, buram buram emek bir şey. İçinde yılın her gününe bir tane olmak üzere, Türkiye’den ve dünyanın dört bucağından 366 tarif var. Öyle alışılagelmiş, köfte, dolma gibi bilinen tarifler beklemeyin. Örneğin Diyarbakır’dan Nergisleme, Çanakkale’den Düdük gibi çok ilginç yöresel tarifler bulmuş. Her tarifin yanına ufak anekdotlar ve renkli açıklamalar düşmüş, pek güzel olmuş.
Düdük benim tartışılmaz favorim bu arada :) Eğer kitapçılarda gözünüze takılırsa mutlaka bir bakın içine, çok değişik tarifler göreceksiniz.

Tijen’ciğim, tekmil çarşamba günü için gönülden teşekkür ederim sana. Bir gün mutlaka yine görüşebilmek ümidi ile, sevgiler…