Çilekler çıkmaya başlayalı beri, ben de pek heyecanlanıyorum. Dün sabah yine yarım kiloluk bir kutu aldım. Kimisini ayıkladım yedim, kimisini de bu pastaya ayırdım. Tarifi geçen yıl öğrenmiştim, o zamandan beri sık sık yaptım; hatta zamanla orasını, burasını keserek damak tadıma en uygun hale getirdim. (Ama fotoğrafını çekmek nedense o kadar zor gelir ki, bir türlü kotarıp çekemem. Kreması akar, hamuru dağılır, meyveleri unutmuş olurum, vs.)

Bugün şanslıydım, üstelik en güzel mevvelerden birine denk geldi. Tarifi 26 cm.’lik kelepçeli kalıp için veriyorum. Peynirli krema miktarını çoğaltabilirsiniz. Benim ölçülerimle krema tabakası biraz ince oluyor.
Kremada bazen problem yaşayabiliyorum – yeteri kadar sertleşmiyor örneğin – ancak lezzetinde negatif bir değişiklik olmuyor.
Sonuç olarak; çok serin, içinde çiğ krema olmasına rağmen ağırlık yapmayan, yaz günleri için en sevdiğim pastalardan biri bu diyebilirim. Eğer çileği ve soğuk pastaları seviyorsanız, mutlaka deneyin.
cch3.jpg

  • 200 gr. kedidili
  • 80-100 gr. tereyağ
  • bir paket beyaz krem peynir ( 200 gr.)
  • 75 gr. esmer şeker
  • 200 gr. çiğ krema
  • bir paket tart jölesi (250 ml. sıvı ile hazırlananlardan)
  • üzerini süslemek için çilek, nane yaprağı ve esmer şeker (ben süsleme kısmını atladım. Ayrıca kremasına vanilya özü eklemiştim, tamamen arzuya bağlı. Yerine vanilyalı şeker koyabilirsiniz)
  1. Kedidili bisküvileri toz haline getirin. Ben temiz bir poşete koyup, üzerinden merdane ile geçiyorum, çok kolay oluyor. Yağı eritip, bisküvi tozu ile karıştırın. Kelepçeli kalıba yayıp, düzgünce bastırın. Buzdolabında yarım saat bekletin. Çilekleri dilimleyin ve bisküvi tabanın üzerine dizin.
  2. Krem peyniri, 50 gr. şeker ile iyice çırpın. Tart jölesini, 25 gr. şeker ve 120ml. su ile bir taşım karıştırarak kaynatın. Hemen peynire ekleyin, iyice halledin. Arada bir karıştırarak, 3-4 dakika soğutun. Çiğ kremayı sertleşene kadar çırpın ve peynirli kremayla karıştırın. Çileklerin üzerine yayın.
  3. Kremanın üstünü düz veya dalgalı yapabilirsiniz. En az 3 saat buzdolabında bekletin. Servisten önce nane yaprakları ve çilek ile süsleyebilir, üzerine esmer şeker serpebilirsiniz.

Portakallı: Bir portakalın kabuklarını rendeleyin ve suyunu sıkın. Rende kabukları ilk aşamada peynire karıştırın. Portakal suyunu ölçün, üzerini 120 ml.’ye tamamlayarak tart jölesini hazırlayın. Misket limonu ve mandalina ile de yapabilirsiniz. Çilek ve şeftali her zaman iyi sonuç veren meyvelerden. Kaynakta pastanın üstü için 200gr. şeker, 400gr. peynir ve 500gr. krema kullanılmıştı. Yukarıda yazdığım ölçüler, pastanın hafifletilmiş hali. Eğer orijinalini yaparsanız, 16 dilimlik bir pastanın, tek dilimi 280 kcal.

Kaynak: Tina, Sonderheft Backen, 3/2005

©2004-2006; metnin ve fotoğrafın her hakkı saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilmeden hiç bir yerde kullanılamaz.

müsli kurabiye

22.03.2006

mk6.jpgBu kurabiyeler sitedeki diğer soydaşlarına göre daha alçakgönüllüler. Ne eklerseniz hayır demezler, fırında problem çıkarmazlar, zaman alıp oyalamazlar, hatta dolaplarda tek tük kalmış fındık, ceviz, kuru meyveyi kullanmak için idealler. Üstelik sağlıklı bile sayılabilirler. Bol şekerli, çikolatalı, zengin çeşnili kurabiye sevenler için pek tavsiye etmem. Hayal kırıklığına uğratırlar sizi.
Müsli kurabiyeler, kan şekerimin düştüğü veya canımın abur cubur çekip, vicdanımla anlaşamadığım zamanlarda kullanılmak için tarafımdan -bu tarif baz alınarak- yaratıldı. Fazla kırıntı yapmaması, yağ salmaması ve etrafa bulaşmaması gibi özelliklerinden dolayı, sürekli çantada taşınabiliyorlar. Ancak dediğim gibi, herkesin damak tadına hitap etmeyebilirler. O yüzden denemeden önce iki kez düşünün.

20 adet

  • 1 yumurta
  • 2-3 çorba kaşığı esmer şeker
  • 40 ml. mısırözü veya zeytinyağı
  • vanilyalı şeker (ben vanilya özü kullandım)
  • 10 çorba kaşığı yulaf ezmesi, dolu dolu
  • 2-3 çorba kaşığı tam un
  • 1/4 tatlı kaşığı kabartma tozu ve minicik bir tutam tuz
  • 2 çorba kaşığı buğday kepeği
  • yarım avuç irice dövülmüş ceviz
  • yarım avuç kuru üzüm
  • tatlı kaşığı ucuyla tarçın
  1. Fırını 180 C’ye ısıtın. Yumurta ve şekeri köpürüp, beyazlaşana kadar çırpın. Yağı ve vanilyayı ekleyip, karıştırın.
  2. Yulaf ezmesi, un, kabartma tozu, tuz, kepek ve kuru yemişleri ekleyip bulamaçtan hallice bir hamur yapın. Ellerinizi hafif ıslatarak, cevizden biraz daha küçük toplar yuvarlayıp, tepsiye dizin. 15-20 dakika üzerleri kızarana kadar pişirin. (Fırında pişerken yayılmıyorlar. Şekilleri de çok az değişiyor.)

Soğuduktan sonra hava geçirmez kaplarda 2-3 gün saklayabilirsiniz.
(Aklınıza gelen her türlü meyve kurusu, kuru yemiş, susam, hindistancevizi rendesi ekleyebilirsiniz. Hatta ben bir ara çörekotu bile eklemeye niyetliyim, merak ediyorum tadını. Şimdiye kadar çörekotunu hep tuzlularda kullanmıştım, tatlılarda nasıl olur, bir fikrim yok -Hiç bir tatlı tarifte kullanılmamasının bir anlamı vardır mutlaka, ama yine de denesem ne kaybederim?- )

©2004-2006; metnin ve fotoğrafın her hakkı saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilmeden hiç bir yerde kullanılamaz.

zeytin piyazı

10.03.2006

zeytin piyazi.jpg
Geçtiğimiz gün bebek bekleyen bir arkadaşım geldi. Zeytine ve acıya zaten çok düşkündü; şimdi özel durumu nedeniyle zeytin tüketimini iyice abartmış durumda. Ne istersin, ne yapalım diye sorduğumda, tatlı yapma; ekşili, meze türü bir şeyler olsun dedi. Aklıma daha önce Ulrike‘de gördüğüm ve fikrimce Türk yemeklerini tanıtan en iyi Almanca kitaplardan biri olan Türkei, mediterrane Köstlichkeiten adlı kitaptaki zeytin piyazı geldi. (Her tarifin hangi yöreye ait olduğunu, özelliklerini ve kendi yerinde nasıl yapıldığı anlatan, çok güzel bir eser.) Kitaptan öğrendiğime göre zeytin piyazı Gaziantep’e aitmiş. Sonbaharda toplanan taze zeytinleri taşla ezerek, çekirdeğini alıyorlarmış. Bu şekilde parçalanan zeytinden, zeytin piyazı yapılıyormuş. Sadece yeşil zeytin kullanılıyormuş zeytin piyazı için, çünkü siyah zeytinin tadı ve aroması uygun değilmiş. zp-oliven.jpg

Benim taze zeytin bulmam mümkün değil. Tavsiyeye uyarak salamura zeytin kullandım. Hatta aldığım zeytinlerin, çekirdekleri çıkarılmış ve yuvalarına badem doldurulmuştu. İşim çok daha kolay oldu. Şansımıza, zeytinin de tadı çok güzelmiş, harika bir meze çıktı ortaya. Bence yeşil zeytininiz varsa deneyin. Eminim, seveceksiniz. Zeytin piyazını lavaş ile yiyin demişler. Lavaşımız yoktu, pita yaptık biz; yanına da biraz humus ve patlıcan ezmesi. [Humus ve patlıcan ezmesi fikrini/tarifini çok sevdiğim başka bir kitaptan aldım. Kabaca tercümesi, Kadınların mutfağı - 5 kıtadan 100 tarif. Fransa'da yaşayan ermeni kadın yazar, 20 ülkeden farklı kadının kendi evlerinde mutfaklarına girmiş ve mutfak alışkanlıklarını, yaptıkları yemekleri görüntülemiş. Her kadın bir menü hazırlamış. Kitabın bence tek eksiği, Türk mutfağından bir örnek olmaması. (Bunun dışında malzemelere ve özellikle ellere odaklanmış siyah beyaz fotoğraflara, kadınların hayat hikayelerini okumaya ve mutfaklarına bakmaya doyamadım. Bazı tarifleri hiç tutturamama rağmen, dönüp dönüp yine de bu kitaptan bir şeyler yapmaktan zevk alıyorum. Kaçınızın bu kitabı görme şansı var, emin değilim. Ama olur da, kitapçılarda tesadüfen rastlarsanız, mutlaka içine bakın.) Çok uzattım lafı.]

  • 250gr. yeşil zeytin ( bademleri de ekledim)
  • 4 adet yeşil soğan
  • 3 adet çok taze sarmısak
  • bir demet maydanoz
  • 85gr. ceviz
  • 1-2 yemek kasigi nar ekşisi
  • zeytinyağı
  • tuz ve kirmizi biber (tuza dikkat, salamura zeytin zaten yeteri kadar tuzlu)

Zeytini, soğanı, sarmısağı ve maydanozu kıyın. Cevizi irice dövün. Hepsini harmanlayın. Tuz ve biber ile tatlandirin. Nar ekşisi ve zeytinyağını ekleyin, karıştırın. İki saat buzdolabında bekletin.
(Ben pulbiber, azıcık kimyon ve ekşisi az geldigi icin limon da koydum).

Not: Piyazın bir kısmını ayırıp, haşlanmış buğday ile karıştırdık. Buğdaylı şekli de çok hoşumuza gitti bizim. Yalnız eklemek istiyorum ki, yöreye özgü bir tarifin aslını bozup, bir takım eklemelerle haksızlık etmek istemem. Biz sadece denedik. Bundan sonra bir kere de demlenmiş kuskus ile denemeyi düşünüyoruz.

©2004-2006; metnin ve fotoğrafın her hakkı saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilmeden hiç bir yerde kullanılamaz.

vpk2.jpg
Ne vişne, ne de çikolata düşkünlüğüm yoktur pek. Ama ikisi bir araya geldi mi, kesinlikle hayır diyemem. İki-üç gün önce eski dergileri ayırıp, mevcut stoku azaltırken, bu kek gözüme takıldı. Vişne, çikolata, kakao, çikolatalı pudding, şeker, pudra şekeri, portakal suyu vs. Yok, yok yani içinde. Tereddüt ettim biraz, çünkü bu kadar zengin malzemeli keklerden genellikle uzak durmaya çalışıyorum. Baktım duramıyorum yerimde, sürekli aklıma takılıp duruyor; çıkıp eksiklerimi tamamladım ve yarım ölçü bir kek pişirdim. Çikolatalı pudding tozunun ne işe yaradığını anlayamasam da, tadı hoş, hatta biraz hafif – malzemelerine bakıp, atma diyenler vardır, inanın hafif – bir kek oldu. Yumuşaktı ama sünger gibi değil. Dokusu daha kalındı. Aşağıya tam ölçüyle, tarifin asıl halini yazıyorum. (Ben hepsinin yarısını kullandım, 9 parçalık bir kekim oldu.) Tavsiye edildiği gibi, pudra şekeri serptim üzerine. Ancak çırpılmış kremayı, pudra şekerine tercih ederdim. Bence krema ile deneyin. Zaten balık batacağı kadar batmış.

  • 4 yumurta
  • 250gr. şeker
  • 250gr. tereyağ (200gr. yeterli)
  • 200gr. un
  • bir paket çikolatalı pudding
  • 30gr. kakao
  • bir paket kabartma tozu
  • 100gr. bitter çikolata
  • 120ml. süt
  • 2 portakalın suyu
  • 2 tatlı kaşığı kadar pudra şekeri
  • arzu ettiğiniz kadar vişne tanesi (komposto veya dondurulmuş vişne)
  1. Fırını 175 C’ye ısıtın. Un, kakao, kabartma tozu ve pudding tozunu karıştırın.
  2. Tereyağ ve şekeri beyazlaşana kadar çırpın. Yumurtaları tek tek ekleyin ve her seferinde en az bir dakika çırpın. Çikolatayı ben mari usulü eritin, çırparak yumurtalı karışıma ekleyin.
  3. Sütü ve kakaolu unu dönüşümlü olarak, çikolatalı ve yumurtalı karışıma yedirin.
  4. Pişirme kağıdı ile kaplanmış uygun bir kalıba dökün. Üzerine vişneleri dizin. Yaklaşık 55-60 dakika pişirin. ( 26′lık veya 28′lik kelepçeli kalıp, ya da 24 X 24′lük kare bir tepsi olabilir. Ben yarım ölçü yaptığım için 24 x 18′lik dikdörtgen kalıp kullandım.)
  5. Fırından çıkarır çıkarırmaz, portakal suyu ile ıslatın. Soğuduktan sonra üzerine pudra şekeri serpin.

Ben -deneme amaçlı- kekin yarısını portakal suyu, diğer yarısını ise vişne suyu ile ıslattım. Portakal sulu tarafı daha çok sevdiğimi yazabilirim. İçi vişneli olmasına rağmen, vişne suyu kekin tadını biraz bozmuştu. Üstü kapali 2 gün bekledi. Hatta 2. günün sonunda dahi kek hala yumuşaktı. Sonradan aklıma şöyle bir şey geldi. Son zamanlarda gözüme sürekli chili biberli çikolatalar çarpıp duruyor. Deneyenler seviyorlar tadını. Acaba bu kekin içine de biraz acı pul biber koysam olur muydu? Saçmaladım mı?

Kaynak: Living at Home, 10/2005
(Bir de internet sayfasında hemen göze çarpan, günün tarifi çok güzel bir enginar tava tarifi var.)

©2004-2006; metnin ve fotoğrafın her hakkı saklıdır. İzin alınmadan ve kaynak gösterilmeden hiç bir yerde kullanılamaz.