nektarinli kek

16.06.2006

04.07.2006: Nektarinli kekin – bu kez aslına uyarak – kayısılısını da yaptık.
Aşağıdaki tarifi aynen uyguluyor, sadece kakaoyu atlıyorsunuz. Kayısıları da üzerine dizip, fırınlıyorsunuz.
kk3.jpg

Ne zamandan beri değişik bir tarif denememiştim. Hele kek, pasta, kurabiye yapmayı bayağı ihmal etmiştim. Bu kez hevesle yeni bir tarif buldum. Ancak yaparken o kadar çok yerini değiştirmişim ki, sonuçta ayçiçeği ile arasında neredeyse hiç fark kalmamış. Aslında sayfaya koymayı düşünmediğim için, kek soğuduktan sonra iki parçayı öylesine saçma sapan yerlerden kesiverdim. Sonradan fikir değiştirince, fotoğrafını çekmek zor oldu tabii. Siz onu 20 parçalık bir dikdörtgen bir kek olarak düşünün.
nektarinli21.jpg

Tarifin kitaptaki aslını yazıyorum. Yaptığım ekleme ve değişiklikler parantez içinde. Fazlası ile kolay bir kek. Kayısı, şeftali, erik, nektarin gibi etli meyveler çok uygundur ki, aslı zaten kayısılı kekti. (Hatta konservelerini de rahatlıkla kullanabilirsiniz.)

Kaynak: Bill Granger, Bills Küche

nektarinli5.jpg

  • 185gr. un
  • 170 gr. şeker ( 140gr.)
  • 1 tatlı kaşığı kabartma tozu
  • bir fiske tuz
  • 3 yumurta
  • 180 gr. tereyağ ( 100 – 120 ml. sıvıyağ)
  • 50ml. süt
  • 14 adet kayısı ( 10 adet erik büyüklüğünde nektarin)
  • bir paket vanilyalı şeker
  • üzeri için 2 çorba kaşığı şeker
  • asıl tarifte olmayan 2 tatlı kaşığı kakao
  1. Nektarinleri ortadan ikiye bölüp, çekirdeklerini çıkarın. Bir tabağa kabuklu kısımları dışa gelecek şekilde yerleştirin. Lavabonun içinde üzerlerine önce kaynar su, hemen ardından soğuk su dökün. Şimdi kurulayıp, kolayca kabuklarını soyabilirsiniz. Eğer kayısı kullanacaksanız, kabuklarını soymanıza gerek yok.
  2. Fırını 160 C’ye ısıtın. Un, şeker, tuz, kabartma tozu (ve kakaoyu) karıştırın. Ayrı bir kapta yumurtaları, sütü, vanilyalı şekeri ve sıvıyağı çırpın. Unlu karışımla halledin. Hamuru 20 X 30 cm.lik yağlanmış veya pişirme kağıdı ile kaplanmış bir kalıba dökün. Üzerine meyveleri sıra sıra dizin.
  3. Fırına verdikten 20 dakika sonra, çıkarıp üzerine toz şeker serpin. Tekrar 20 dakika daha pişirin. ( Ben toz şeker serpmedim. Ayrıca pişirme sürem yaklaşık 60-65 dakikayı buldu.)

©2004-2006; metnin ve fotoğrafın her hakkı saklıdır. İzin alınmadan ve kaynak gösterilmeden hiç bir yerde kullanılamaz.

Cuma akşamı eve geldiğimde bir baktım, Fethiye maşları filizlendirmiş. Zaten filizlendirme merak ettiğim bir şeydi. Üstelik maş fasulyesi de bu aralar bu kadar aktifken, cuma akşamı 19 sularında maşları suya koydum. Cumartesi akşamüstü ıslak bez içinde bir kaseye yerleştirdim. Fethiye’nin yazdıklarına göre, bugün sabah 11 sularında bezi ve fasulyeleri tekrar çalkaladım ve bir baktım ki, 15-16 saat içinde ciddi ciddi çimlenmişler! Eğer elinizde fasulyeniz varsa, e hadi durmayın :)

1. gün, pazar sabahı:
ffcm.jpg

2.gün, pazartesi sabahı:
cm2.jpg
Cumartesi akşamı bir de -yine- Fethiye’nin daha önce yaptığı Fastane şekerini yaptım. Olmaz böyle bir şey! Çünkü gerçekten kestaneli bir şey yemişsiniz gibi bir tat alıyorsunuz. Fethiye’nin ölçülerini aynen takip ettim, sadece unuttuğum için yağını koymamışım. Çok büyük bir fark yarattı mı bilemiyorum, ama sonuç kendi adıma mükemmel oldu – özellikle soğuyup kendini çektikten sonra – Bilinçli yaptığım tek değişiklik şekeri yarı yarıya azaltmak oldu. Çünkü Almanya’da rafine şekerler aşırı tat veriyorlar. Bir de içine bir paket vanilya ekledim. Kek gibi görünmesine rağmen, dokusu kek gibi değil. Taneli ve nemli bir yapısı var. Fırında pişerken üzerinde hafif bir kabuk oluyor. Ben birer lokmalık küpler halinde kesip, kabuklu kısmını tabana gelecek şekilde yerleştirdim. Üzerine kakaolu veya çikolatalı süsleme yapmadım.
ffs.jpg

Bu da en son deneme, Sibel’in ve Safran’ın talimatlarını izleyerek, oluşturduğum zeytin ezmesi. Ben iki tarifi karıştırdım ve yaklaşık 100 gr. çekirdeksiz siyah zeytini + 1 çorba kaşığı zeytinyağını baz alarak, içine istediğim her şeyi koydum, limon suyu, kimyon, 2-3 tane karabiber, kekik, acı pul biber, vs. Sibel’in anlattığı gibi, benimki de önce öyle püre gibi olmadı. Zeytinler sanki sadece kıyılmış gibi kaldılar. Sonra el blenderiyle tekrar üstünden geçince iyice ezildiler. Bugünlük tek eksiğim evde kaparinin olmamasıydı. Bundan sonrakine mutlaka ekleyeceğim. Çünkü tadını tamamen yuvarlayıp, tamamlayacakmış gibi geliyor bana. (Bir daha dışardan zeytin ezmesi almayı düşünmüyorum.)
ze.jpg

Bloglarını tepe tepe kullandığım Fethiye, Safran ve Sibel, üçünüze de ayrı ayrı teşekkürler ederim. Kahvaltımı ve öğleden sonra atıştırma olayımı renklendirdiniz :) Bu arada Sibel, senin blogdaki zeytin ezmesini ararken peynirli ve cevizli erişteyi gördüm. Bu akşamın mönüsü de belli artık.

tfc1.jpg

Gastronot‘çuğum eski bir yazıya yorum yazınca, mart ayından kalan başka bir facia geldi aklıma. Fotoğrafta ne olduğu anlaşılmayan pastayı aslında hepiniz tanıyorsunuz. Herkesin bildiği ismiyle amonyaklı pasta -bizim evde, torta tatlısı-. Tarifi mart başında denemiştim. Ancak küçük teyzemin ‘Mutlaka bir gece buzdolabında beklet ama, hemen kesme.’ uyarısını müthiş bir plansızlıkla kulakardı etmek zorunda kalınca, böyle bir aksilik yaşadım.
Aslında görüntüsü çok daha farklı olması gereken bir pasta, benim elimde iste böyle heba oldu :( Yukarıdaki becerim sizin gözünüzde tarifin kalitesini düşürecek, o yüzden düzgün yapabildiğim anda tarifini ve yeni halini ekleyeceğim.
Aksiliklere gelince:

- Birincisi, hamurları kendi gözümle biraz kalın açmışım.
- İkincisi, üstünü süslemeyi beceremedim. Sanırım yöntemde bir hata yaptım. Teyzeminki aslında şöyle olacaktı. Pastanın üstü beyaz kremayla kaplandıkta sonra, kakao ile karıştırılmış kremayı bir poşet yardımıyla pastanın üzerine kafes şeklinde incecik sıkıyoruz. Biraz donduktan sonra karelerin köşe noktalarına hindistan cevizi serpiyoruz. (Benim ince çizgileri de, oraya buraya damlamış noktaları da gördünüz.)
- Üçüncüsü ve en önemlisi, kremalı katları sadece 3 saat beklettikten sonra kelepçeli kalıbı açtım ve açar açmaz krema masanın üzerine yayılıverdi. O anki hayal kırıklığımı anlatmam mümkün değil. – Masanın üzerindekileri toparlayıp, kaşıkla tekrar yanlardan içeri sokuşturmak bile geçti aklımdan. Kurtarmak adına nasıl bir mantıkla düşündüysem…-

tfc2.jpg

Avrupa’da yaşayan arkadaşlar büyük bir ihtimalle amonyak bulmakta çok zorlanacaklar. Onun yerine içinde amonyak olan Hirschhornsalz’i (veya buna yakın bir isim) kullanabilirler. Ben öyle yaptım, hiç bir farkı olmadı. Ölçü olarak yarım kilo una bir tatlı kaşığı Hirschhornsalz yeterli oluyor. Zaten paketin üstünde de yazıyor. Marketlerin baharat satılan reyonlarında, özellikle noel zamanında ve kış aylarında bulabilirsiniz. Aşağıya paketin görüntüsünü ekledim. İçinde karbonata benzeyen beyaz bir toz var. (Yaz aylarında kek-pasta malzemelerinin satıldığı raflarda bulamazsınız. O yüzden çekilmiş baharatların ve kuru otların bulunduğu bölüme bakın. Büyük marketlerde bulunma ihtimali yüksektir. Yanında Pottasche, Nelke, Zimt, vs. oluyor.)
hhs.jpg