fırında balık

30.10.2006

pf.jpg
Dolabım bomboş bugünlerde, alışverişe çıksam bile ne alacağımı bilemediğim için genelde iki limon, bir demet soğanla geri dönüyorum. Dolayısıyla bu akşam el altındaki en basit malzemeyle, sade ve hafif bir akşam yemeği hazırlamak gerekti. Daha önce Yiyorum Büyüyorum‘daki kağıtta balığı denemiş ve çok sevmiştik. Azıcık malzeme ile -gerçekten azıcık, sadece balık ve çok az zeytinyağı- lezzetli yemeğe örnektir bence. Fırında balık da kağıtta balığın bir benzeri. Sadece malzemeleri biraz daha zengin. İki hafta önce Jamie Oliver’in programında görmüştüm. İlk denediğimde limonun kabuklarını almadığım için kabuğun acısı olduğu gibi balığa geçmiş, balığı bütünüyle bozmuştu. Bu kez kabukları kestim, tadı çok daha iyi oldu. Her limonda olacağını zannetmiyorum ama, şüpheli durumlarda kabukları mutlaka ayırın bence.cf.jpg

  • iki parça beyaz etli balık filetosu
  • bir çorba kaşığı zeytinyağı
  • tuz, biber ve bir tatlı kaşığı kadar biberiye
  • bir limon
  1. Balıkları iyice kurulayın. İki taraflı zeytinyağı sürün. Tuz, biber ve biberiye serpin.
  2. Limonu ince ince dilimleyin. Filetonun üzerine dizin.
  3. Tercihen pişirme kağıdı, yoksa alüminyum folyo ile paketleyin. (Paketin ek yerleri üstte kalsın.)
  4. 180-200 C’de, önceden ısınmış fırında 20 dakika kadar pişirin. Son 5 dakika paketi açarak limonları biraz kızartabilirsiniz.

Haşlanmış patates ile servis yapabilirsiniz ki, çok da yakışır. Üzerine ince doğranmış maydanoz serpebilirsiniz.

Haftasonu bir de kendime yeni bir bıçak aldım. Görmemişin bıçağı olmuş durumu olacak ama, o kadar kullanışlıymış ki, kendine iyi bir bıçak arayan arkadaşlar için ipucu olabilir diyerek yazmaya karar verdim. Şimdiye kadar genellikle pazarlardan aldığım plastik saplı bıçakları kullandığım için, keskin ve ergonomik bir bıçak kullanmanın ne demek olduğunu bilmiyordum açıkçası. Türkçe ismini çıkaramadığım için, şimdilik japon bıçağı olarak çevirdim (japanisches Kochmesser) ama daha farklı bir ismi olabilir. Aslında almaya karar vermemin nedeni normal bir yemek bıçağı uzunluğunda olmasıydı. Nispeten küçük eller için harika birşey, tabii eğer koca bir koyun budunu parçalamayı düşünmüyorsanız -daha büyük boyları var- Eğer bir yerlerde görürseniz ve zaten bıçak almak istiyorsanız, mutlaka bir tane edinin derim. Fiyat yelpazesi çok geniş ve diğer bıçaklardan daha pahalı değil.
(Satıcı ne tür bir bıçak alırsanız alın, asla sıcak suyla yıkamayın ve deterjanı mümkün olduğunca az kullanın; bulaşık yıkama makinesine de kesinlikle koymayın dedi. Yıkadıktan sonra hemen yumuşak bir bezle kurulayıp kaldırmak gerekiyormuş. Bu şekilde en basit bıçak bile keskinliğinden uzun süre birşey kaybetmiyormuş.)

©2004-2006; metnin ve fotoğrafın her hakkı saklıdır. İzin alınmadan ve kaynak gösterilmeden hiç bir yerde kullanılamaz.

 

Umudum Blog

Arkadaşlar, dün gece bloglarda dolaşırken rastladım bu sayfaya. Yakuter’in izniyle yazısını buraya da aldım.
- Eğer Almanya’dan katılmak isteyenler olursa, bana aşağıdaki adresten ulaşabilirler:
mine@teatime-blog.com
- Türkiye’den katılmak isteyenler buraya tıklayabilirler.
- Burada da şimdiye kadar gerçekleşen yardımın bir dökümü var:
………………………………………………………………………………………………………………..
“İlk kez bir yazıyı yazmak beni bu kadar heyecanlandırdı. Çünkü bu sefer yardım etmek değil, sizlerden yardım istemek için basıyorum klavyenin tuşlarına. Umudum Blog olarak adlandırdığım bu kampanyanın amacı Bitlis Hizan’ın Ballıca Köyü’nde bulunan Ballıca İlköğretim Okulu’nun ve Ballıca Köyünün eksiklerini gidermek, kardeşlerimizin eğitimine ve Türkiye’nin gelceğine biraz olsun katkıda bulunmak.

Bu kampanya nasıl başladı?

Yaz aylarında bir okul için sitem aracılığıyla yardım toplamayı planlıyordum fakat Ankara’da bulunmamdan dolayı doğuda, yardım edecek uygun bir okul ve karşımda güvenilir bir öğretmen bulamamıştım. Derken Köy Öğretmenleri sitesindeki Bitlis’ten Bir Yardım çağrısı daha başlıklı yazıyı gördüm. Resimler beni o kadar etkiledi ki aradığım okulu bulduğuma anında karar verdim ve hemen öğretmenimiz Aytaç KOÇ ile iletişime geçtim. Beni çok olumlu karşıladı ve bir e-posta ile bana hem okulu hakkında bilgi verdi hem de okul ve ilçe için gerekli ihtiyaçlarını bildirdi.

Okulum birleştirilmiş sınıflı olup 19 kız 31 erkek bulunuyor.
1.sınıflar 11 erkek 4 kız
2.sınflar 5 erkek 7 kız
3.sınıflar 3 erkek 1 kız
4.sınıflar 3 erkek 2 kız
5.sınflar 5 kız 3 erkek

Okulumun ilk öncelikli yardım talebi bir projeksiyon aletidir. Bununla hem çocukları daha etkin bir şeklide eğitirken hem de Atatürk ve Atatürkçülüğe karşı olan önyargılı köydeki insanlara hafta sonları Atatürk ile ilgili görsel materyallerle toplantılar düzenlemek.

Ayrıca kırtasiye malzemesine, giyecek ayakkabıya ve temizlik malzemelerine ihitiyacımız var.

Ben sadece okula yardım planlamayı düşünürken öğretmenimizin tüm köyü bilgilendirme çabası beni bu konuda daha da cesaretlendirdi. Size okuldan ve köyden bir kaç resim göstermek istiyorum. Resimlerin büyük hallerini görmek için üzerlerine tıklayınız.

1 2 3
4 5 6
7

Nasıl yardım yapabilirim?

Herkesin bir şekilde katılabilmesi için kampanyayı olabildiğince esnek bir yapıda oluşturmaya çalıştım. İki şekilde yardımda bulunabilirsiniz.

1- Tatvan’daki Aras Kargo veya Yurtiçi kargo şubelerine öğretmenimiz adına şubeden alınacak şekilde elinizde bulunan kitap, defter, giyecek, temizlik vb. ihtiyaçları olabileceğini düşündüğünüz malzemeleri Aras veya Yurtiçi kargoları vasıtasyıla gönderebilirsiniz. Unutmadan söylemek isterim, gönderdiğiniz paketleri ve içeriğini bana iletirseniz kampanyanın sonuç raporunda belirtebilirim.

Kargoyu gönderirken yazacağınız bilgiler şunlardır:

İsim, Soyisim: Aytaç KOÇ
Adres: Ballıca İlköğretim Okulu, Ballıca Köyü Hizan BİTLİS
Kargo Adresi: Aras veya Yurtiçi Kargo Şubesi Tatvan/BİTLİS
Telefon : 05054959334

2-Tüm parayla kitap, defter gibi gönderebileceğim malzemeler alıp, bu malzemelerle fotoğraf çekinip yayınladıktan sonra kargoyu göndereceğim. Eğer yeteri kadar toplayabilirsek Projeksiyon cihazını da almayı istiyorum.

Lütfen “benim göndereceğim 3-5 ytl’den ne olur ki” demeyin. Miktarı hiç önemli değil. Sadece elinizden geleni yardımı yapmanızı bekliyorum.

Hesap bilgilerim;

İsim: Erhan Yakut
Banka: Yapı Kredi Bankası
Şube: Çiğli İzmir
Hesap no: 0146810-7

Bu kampanyaya nasıl güvenebilirim?

Benim en başından beri aklımda olan soru buydu, insanların nasıl güvenini sağlayabilirim ? Öğretmenimiz Aytaç KOÇ saolsun beni kırmayıp öğretmen belgesini gönderdi. Buradan görebilirsiniz.

Bana güvenmeniz konusunda ise zaten tereddütüm yok. Kendimi her gün başka bir yönde size açıyorum. Toplanan paralar ile ilgili de her gelişmeyi yani toplanan tutarı sitemde yazacağım. En sonunda inşallah projektörü alınca da faturasını kampanyanın sonuç raporunda yayınlayacağım. ”

……………………………………………………………………………………………………………….

Almanya’da tam 15 kez taşınmışım. Bu sayıya göre göçebe yaşam konusunda oldukça tecrübeli olduğumu iddia edebilirim. Ve bu taşınma kesinlikle en zor, en sancılı olanıydı; organizasyon yeteneğimin sınırları ilk kez bu kadar zorlandı. Neyse ki internetim beklenenden 3 hafta önce geldi ve beni çok sevindirdi! Yerleşme işi hala bitmedi, yakın gelecekte bitecek gibi de görünmüyor. Sıra sıra sepetler, kartonlar şu anda ardiye görevi gören odada sıralarını bekliyorlar. Yine de internetin bağlanmasıyla problemlerimin büyük bir kısmı çözüldüğüne göre, bloga kaldığım yerden devam edebilirim. Son günlerde iki yeni tarif denedim. Biri hurmalı muffin, diğeri Hülya’nin blogunda gördüğüm nefis çatal (kandil simidi). Bir de diğer bloglardan denediğim ve bahsetmediğim iki tarif buldum. Onları da en alta ekledim.
hm051.jpg

Her hamurişi gibi hurmalı muffinin de oldukça kalorili olduğu su götürmez bir gerçek (bir muffin 310 kaloriymiş), ama içinde pekmez, hurma, zeytinyağı gibi yararlı besinler de var. Tadını çok sevdik biz, hatta hemen arkasından tekrar yaptık. Geziler, piknikler, uzun yol ve soğuk kış günleri için kesinlikle uygun, uzun süre tok tutan bir şey bu. Baharatlarına siz karar verin, sadece tarçın bile yeterli aslında ve az da olsa ceviz kullanın bence.
Orijinal tarifte
bir-iki ufak değişiklik yaptım. Evde ceviz, fındık, badem hiçbir çerez kalmadığı için kullanmadım ve tavsiye edilen baharat karışımının yerine kendi baharatlarımı kullandım (Allahaşkına bilenler söylesin, pumpkin pie spice’ın içinde ne var?).

kuru malzemeler

  • 100 gr. un
  • 100 gr. tam un
  • bir tatlı kaşığı karbonat
  • 50 gr. esmer şeker
  • bir paket vanilyalı şeker
  • yarım tatlı kaşığı tuz
  • bıçak ucu ile karanfil tozu, zencefil ve tarçın

yaş malzemeler

  • 120 ml. süt
  • 80 ml. pekmez
  • 2 yumurta
  • 5 yemek kaşığı zeytinyağı
  • 100-150 gr. kadar çekirdekleri ayıklanmış ve doğranmış hurma
  1. Fırını 175 C’ye ısıtın. Muffın kalıplarınızı hazırlayın.
  2. Kuruları ve yaşları ayrı kaplarda karıştırın. Kuruları yaşların üzerine dökün ve malzemeler hafifçe birbirine karışıp, nemlenene kadar karıştırın. İyice halletmenize gerek yok.
  3. Kalıplara paylaştırıp 20-23 dakika kadar pişirin. Fırından çıkardıktan sonra 5 dakika bekletip, kalıptan çıkarın. Ömrü kapalı bir kapta 3 gün.

diğer bloglardan seçmeler

hm07.jpg
Kandil simitlerinin tarifi için buraya tıklıyor ve Emeklilik hobilerine candan teşekkürlerimizi yolluyoruz. Ben çatal yerine simit şeklinde yaptım ve iddia ediyorum ki, pastanede satılan kandil simitlerinden daha güzel oldular.
Almanya’da bu tarif için şart olan mahlebi bulmak artık eskisi kadar zor değil. Türk marketlerinde cam kavanozlarda (çekilmiş) veya minik poşetlerde (10′lu taneler halinde) bulmak mümkün. Buna rağmen eğer Türk marketlerinde bulamazsanız, baharat satan dükkanlarda veya benzer yerlerde ‘steinweichsel‘ ismi ile sorabilirsiniz (yine de bulunma ihtimalinin çok düşük olduğunu unutmayın. Mahlep eskiden Almanya’da da yetişen bir nesne olmasına rağmen, şu anda popülerliğini tamamen kaybetmiş durumda çünkü). Son ihtimal olarak Arap ve Yunan dükkanlarına da sorabilirsiniz.

Özgül reçel yaptığı zamanlarda mutlaka onun reçellerinden birini denemek istemiştim. Ama reçel tarifleri birbirine karışınca limonotlu şeftalili reçel çıkmıştı ortaya. Aslında zencefilli şeftali reçeli olması gerekiyordu. Tariflerin karışmasına rağmen, sonuçtan çok memnun kaldığımı hatırlıyorum. Zaten kavanozun dibini çabuk bulmuştum. Sadece ben reçelleri şekerli yiyemediğim için kendi ölçümü kullanmıştım (500 gr. şeftali için 80-100gr. şeker)
(Artan limonotlarını yine Özgül’ün tavsiyesine göre ortadan kesip demliğe attım, çaya harika bir aroma verdiler.)

Mutfak Günce’sinin katmer poğaçası muhteşem. Hiç bir değişiklik yapmanıza gerek yok. Aynen tarifi uygulayın, yeter. Üstelik hamuru çok problemsiz, zorlanmadan açabiliyor, istediğiniz büyüklüğe rahatlıkla getirebiliyorsunuz. Bu yüzden hamur açma konusunda amatör arkadaşlara mutlaka tavsiye edilir. Yumuşacık, teorik olarak aslında olmaması gerektiği kadar hafif bir hamurişi.

©2004-2006; metnin ve fotoğrafın her hakkı saklıdır. İzin alınmadan ve kaynak gösterilmeden hiç bir yerde kullanılamaz.