kavrulmusbadem17 Kavrulmuş tatlı badem ve badem sütünden sonra tuzlu ve buzlu bademi de ekleyerek bademin suyunu çıkaralım bu pazar günü. Tuzlu bademin tarifini kısa zaman önce çok az yemek pişiren ancak yaptığı herşey çok lezzetli olan bir arkadaşımdan aldım. Bu bademleri getirdiği gün kocaman kavanozun dibini o kadar çabuk bulduk ki, hemen ardından evde de denedim.

tuzlu badem
Fırını 130 C’ye ısıtın. Kabuklu iç bademleri yıkayın ve 2-3 dakika suda bekletin. Fırın tepsisine bademleri yayın. Dilediğiniz irilikte tuz serpin. Şöyle bir harmanladıktan sonra yaklaşık 35-40 dakika -mis gibi kokusu çıkana kadar- fırınlayın. Fırından  çıkardığınızda bademler henüz yumuşak olabilirler. Soğuyunca çıtırlaşacaklar, endişe etmeyin. Aynı yöntemle fındık, yer fıstığı, vs. yapabilirsiniz. Anneannem yumuşamış ayçiçeği çekirdeklerini de böyle kavururdu, bakın şimdi aklıma geldi. Bu arada madem bugün tuzlu badem yapıyoruz, o zaman daha önceleri sık sık kullandığım bir tarifi daha paylaşmak isterim:

tapa tarzı tuzlu badem
Fırını 180 C’ye ısıtın. Bir yumurta akı ve iri taneli deniz tuzunu bir kasede karıştırın. Bademleri hiç suda bekletmeden yumurta akı ile harmanlayın. 20 dakika fırınlayın (Silvana Franco’nun çoook sevdiğim Tapas kitabından).

Neticede iki tarifte de tuzlu, çıtır çıtır çerezler elde ediyorsunuz.

tuzludan buzluya geçiş

buzlubadem6

Buzlu bademi çok severdim eskiden.  Nasıl ki bademlerin rengini kimyevi yollarla açıyorlar iddiası çıktı -kesinlikle inanırım- artık buzlu badem almaz olduk. Hala satılıyor mu bilmiyorum ya, son iki-üç yıldır İstanbul’da hiç görmedim sanki. Uzun lafın kısası burada nefsi köreltmek için kabuklu iç bademi 5-6 saat buzdolabında suya yatırıyorum, sonra süzdürdüğüm bademin üzerine kaynar su döküp bir-iki dakika daha bekletiyorum ve hemen kabuklarından sıyırıyorum. Bademler soğuduktan sonra buz üzerinde ikram ediyorum. Bu yalancı buzlu bademleri iç kabukları ile bırakabilirsiniz, doğrusu da aslında bu. Ancak bu yöntemle kabukların sonradan soyulması zor oluyor, tercih sizin…

ilahi tatlar

07.06.2009
Geçtiğimiz ay bir  haftasonunu İlahi Tatlar‘a ayırdım. Daha görür görmez mutlaka denemek için not ettiğim un kurabiyesi ve sakız muhallebisi için evde sakızım, tereyağım, unum, şekerim ve mutfakta geçirecek sakin zamanım olunca uzun, hatta çok uzun bir süreden sonra ilk kez isteyerek mutfağa girdim.
Keşfettiğimden beri zevkle takip ettiğim, ara sıra izini kaybetsem de bütün kaçırdığım yazılarını sırayla okuduğum ‘ilk 5 blog’umdan biri İlahi Tatlar. Henüz tanımayanların -varsa eğer- mutlaka bir göz atmalarını tavsiye ederim. Yalın tariflerini ve duru, dingin havasını seveceksiniz. İyi okumalar!
Sakız muhallebisi: Sakız reçelim olmadığı için yalnızca damla sakızı ile idare etmek zorundaydım. Bu haliyle bile çok güzeldi. Çok uzun zamandan beri ne ev muhallebisi ne de sakızlı bir şey koklamadığım için pek iyi geldi!

sakizli-muhallebi

un kurabiyesi

Şekil verme konusunda beceriksiz ve sabırsız bir günümdeydim. Fırından çıkan elmalı kekin hemen ardından kurabiye tepsisini fırına vermek istediğim için biraz baştan savma çalıştım ve Berrin’in muntazam verev kurabiyelerine benzemeyen çarpık çubuklarım oldu. Fakat tadı tek kelimeyle muhteşemdi. Cumartesi yaptığım kurabiyeler perşembe gününe kadar  tazeliğinden taviz vermedi ayrıca. Muhtemelen daha uzun dayanırlardı ya, kutunun dibi göründü. Unutmadan, benimkinin hamurunda ilaveten vanilya özü var.

un-kurabiyesi1

Bu arada geçen hafta da enginarlı levreği denedim. Allah’ım ya, pestolu, enginarlı, zeytinli çok ama çok güzeldi. Fırında uzun süre pişmiş balığı sevmediğimi yazmıştım daha önce. Lastikleşir, suyu muyu kalmaz, yazık olur balığa. İşte Berrin’in enginarlı levreğini bu yüzden de çok sevdim. Fırında 5-6 dakika yeterli. Bilhassa levrekseverlerin enginarlar bitmeden denemelerini şiddetle öneririm…