Zaman zaman yemek bloglarında dalgalar yaratan tarifler çıkıyor. Bir ara boyama kurabiyeler modaydı. Sonra hepimiz macaronlara bulandık. Çok geçmedi, yoğurmadan ekmek dalgası başladı. Uzun süredir şeker hamuru çok seviliyor. Bir ara da -yine birkaç yıl önce- ıspanaklı kek ile çikolatalı-kabaklı kek pek ilgi çekerdi. Fakat ben ancak çok sonraları, yani geçen Cuma akşamı, ilk kez çikolatalı-kabaklı keki deneyebildim. Bunun gibi sıraladığım fakat bir türlü elimin değmediği yüzlerce tarif birikti bu arada…

Nette yüzlerce binlerce çikolatalı-kabaklı kek tarifi var. Halbuki biraz inceleyince hepsinin birbirine benzediğini farkediyorsunuz. Bu nedenle sıradışı bir el alışkanlığı gerektirmediği ve balon çırpıcı ile yapılabilecek pratik bir kek olduğu için rahatlıkla kendi kekinizi uydurabilirsiniz. Ben de öyle yaptım açıkçası.  Birkaç tarife bakıp, yorumları okuduktan sonra malzemeleri kendi tercihime göre ayarladım, kekimi baton kalıpta pişirdim ve soğuduğunda üzerini çikolata ile kapladım.

  • 100 ml. ayçiçek yağı + 50 ml. zeytinyağı (mevcut ayçiçek yağım yetmediği için ikisini karıştırdım aslında. Siz hangisini severseniz onu kullanın. Eğer tereyağ kullanmak isterseniz, o da olur. 80 ml. sıvıyağın yaklaşık 100 gr. tereyağına denk olduğunu düşünerek ortalama 200gr. tereyağı kullanabilirsiniz)
  • 60 ml. süt + 60 ml. yoğurt
  • 3 yumurta
  • 120 gr. şeker
  • bir paket vanilin
  • 225 gr. un
  • 50 gr. kakao
  • 1/2 paket kabartma tozu
  • 1/2 tatlı kaşığı karbonat
  • 1 adet iri yeşil kabak, rendelenmiş
  1. Fırını 175 C’ye ısıtın
  2. Yağ, şeker, vanilin, yumurtayı çırpın. Ayrı bir kapta karıştırdığınız un, kakao, kabartma tozu ve karbonatı ekleyin. Hamura en son rendelenmiş kabakları karıştırın.
  3. 45-50 dakika pişirin.
  4. Kek iyice soğuduktan sonra isterseniz üzerine çikolatalı sos yapabilirsiniz.

Acı kahve, çırpılmış krema, vanilyalı dondurma ya da ahududu pek yakışıyor bu kekin yanına. Ama bunların hepsi tercih tabii ki. Dağ meyvelerinden yapılmış bir sos da olur, yalnızca pudra şekeri de…

Gölle

18.05.2008

golle1.jpg

Çok uzun süre fotoğraftaki mısırları aradım, arattım. Teyzem tanıdığı unculara sordu, Mısır Çarşısı’nda ve Eminönü’nde araştırdık. Sorduğumuz herkes “Yok, artık gelmiyor o mısırlar” dedi. Hani şu kaynattığımız; sonra da şeker, ceviz veya tuzla yediğimiz mısırlardan bahsediyorum. Eskiden kış aylarında asla eksik olmazdı evden, koca bir tencere içinde kaynar dururdu. Fakat neredeyse 20 yıldır hiçbir yerde görmemiştim.

Tam ümidi kesmişken geçtiğimiz hafta Türkiye’den dönen bir arkadaşım bir kavanozla çıkageldi :) Konya Akşehir’deki semt pazarlarından birinde bulmuş. Köylü kadınlar getiriyormuş pazara. Eğer yakınlarda oturuyorsanız veya pazarlarda gözünüze çarparsa mutlaka alın. “Bardakta mısır” kandırmacasına göre ne kadar özel bir tadı olduğunu göreceksiniz bu yerel mısırların. Gölle, bu mısırın yöreye özgü adıymış. Eğer yanlış anlamadıysam koçanlarından ayrılan mısırlar közlenip kurutuluyor ve uzun süre dayanıklı hale getiriliyorlarmış.

Yapılışı: Mısırları yıkayın ve bol su içinde yumuşayıp, patlayana kadar hafif ateşte kaynatın.
(Benimkiler yaklaşık 50 dakika içinde piştiler.)

golle2.jpg

2008

30.12.2007

kart.jpg

Posta kutumu açtığımda afalladım ilk önce. Başka ülkede yaşayan bir dost el yazısıyla yazılmış, zarflı, pullu, üstelik de kar manzaralı bir yılbaşı kartı yollamış… En son yılbaşı kartımı herhalde 90′lı yılların başında almıştım. Mail adresim yoktu ve elektronik kartpostal servisleriyle tanışmamıştım henüz. Adet olduğu üzere o zamanlar -o zamanlar diyorum, çünkü aradan 16-17 yıl geçmiş bile!- insanlar birbirine bayram ve özel günlerde kartlar yazar, zarfı yapıştırmadan arka kapakçığı içeriye iliştirerek yollarlardı. Hatta bizler okullarda 2.-3. sınıfta kart ve mektup yazmayı öğrenirdik. Aradan geçen bunca zaman içinde herşey ne kadar değişmiş. İşte bundan ve daha başka duygusal nedenlerden dolayı yılbaşı kartımı aldığımda çok heyecanlandım.

Dilerim bu yıl sizleri de sevindirenler bol olur. Yeni yılınız kutlu olsun…

heisse-schokolade5.jpg

Almanya’nın en kaliteli yemek dergilerinden biri olan Essen&Trinken geçen sayısında çikolatalı tariflere yer vermişti. Aslında çikolata yapımına yönelik tariflerinden uzak durmama rağmen bu kez olanlar oldu. Derginin kapağındaki çubuklu topları yaptığımdan beri aklımda artık yalnızca çikolata var. Bir de planlarım var ki, hani biri hadi dese kalkıp dünyanın bilmemneresindeki çikolata okullarına bile gidebilirim :)

Fotoğraftaki toplar aslında sıcak sütün içinde eritmek dolayısıyla sıcak çikolata elde etmek için hazırlanmışlardı. Ben yalnızca bir kere sıcak çikolata yapabildim, geri kalanı o kadar dayanmadı. Baharatların tadı sıcak sütün içinde gayet baskın oluyor. Kakule ile tarçının tadını ve kokusunu rahatlıkla alabiliyorsunuz. Ben toplara çubuk batırmamayı ve pudra şekerine bulamamayı tercih ettim. Ayrıca mükemmel yuvarlaklar olmaları da gerekmiyor, hatta biraz yamuk yumuk kalırlarsa daha bir sevimli oluyorlar sanki…

Çikolatayı baharatlandırmak için içine ne koyarsanız koyun, toz halinde olmamasına dikkat edin. Mümkün mertebe tane, tohum veya parça halinde olmalı (kişisel fikrim). Aklıma gelenler: Karabiber veya yeşil biber taneleri, kişniş tohumu,
zencefil parçaları, portakal kabuğu, biberiye veya feslegen gibi kokulu yapraklar.

  • 150gr. çikolata (Kakao yüzdesi tamamen zevkinize kalmış. Ben100gr.ını 40% kakaolu, 50gr.ını ise 100% kakaolu kullandım. Çikolatanın tadı ve tatlısı çok iyi oturdu.)
  • 100ml. sıvı krema
  • 30gr. toz şeker
  • 1 adet çıtlatılmış kakule kapsülü
  • Yarım tarçın çubuğu
  • Bir vanilyanin özü veya kuru vanilya kabukları

1- Küçük bir tencerede tozşekeri açık kahverengi olacak şekilde karamelleştirin. Kakule, tarçın çubuğu ve vanilyayı ekleyin. Ardından dikkatlice kremayı da ekleyin ve karıştırarak, karamel eriyine kadar hafif ateşte kaynatın. Üzerini kapatarak bir saat bekletin.

(Aklıma şöyle bir şey geldi: Eğer baharat kullanmazsam, ateşten aldıktan sonra karamelli kremanın içine hafif ezilmiş nane yaprağı veya fesleğen ve çok ince dogranmış limon kabuğu ekleyerek kokulu çikolatalar yapmayi deneyebilirim ki, zaten piyasada da benzer şeyler var.)

2- Çikolatayı su buharında eritin. (Küçük bir tencereyi içinde su olan başka bir tencerenin içine oturtun, üstteki tencerenin tabanı suya değmesin. Su buharında çikolata cabucak eriyor, parlaklık ve tadından da taviz vermiyor.)

3- Soğuyan baharatlı kremayı tekrar ısıtın (kaynatmayın) ve erimiş çikolatanin üzerine süzün. Kremayı ısıtmazsanız, çikolataya eklediğiniz anda, elinizde cabucak katılaşan garip bir kütle olur. O yüzden kremanın sıcak olması önemli.

4- Çikolata ve kremayı, balon çırpıcı ile iyice hallolana kadar karıştırın. 40 dakika, ara ara karıştırarak bekletin.

5- 40 dakika sonunda bir yemek kaşığıyla, çikolatanın kıvamı yoğunlaşıp, rengi hafif açılana kadar karıştırın.

6- Çikolata kütlesini temiz bir poşete doldurun. Ucuna büyükçe bir delik açın ve bir pişirme kağıdına fındık büyüklüğünde parçalar sıkın. Parçaları 2-3 dakika beklettikten sonra çatalın arka tarafıyla pudra şekerinde, kakaoda veya ikisinin icinde yuvarlayın. Toplar zaten çabuk sertleşiyorlar. Iyice sertleştikten sonra kapalı bir kapta buzdolabında 4-5 hafta saklayabilirsiniz.