Gölle

18.05.2008

golle1.jpg

Çok uzun süre fotoğraftaki mısırları aradım, arattım. Teyzem tanıdığı unculara sordu, Mısır Çarşısı’nda ve Eminönü’nde araştırdık. Sorduğumuz herkes “Yok, artık gelmiyor o mısırlar” dedi. Hani şu kaynattığımız; sonra da şeker, ceviz veya tuzla yediğimiz mısırlardan bahsediyorum. Eskiden kış aylarında asla eksik olmazdı evden, koca bir tencere içinde kaynar dururdu. Fakat neredeyse 20 yıldır hiçbir yerde görmemiştim.

Tam ümidi kesmişken geçtiğimiz hafta Türkiye’den dönen bir arkadaşım bir kavanozla çıkageldi :) Konya Akşehir’deki semt pazarlarından birinde bulmuş. Köylü kadınlar getiriyormuş pazara. Eğer yakınlarda oturuyorsanız veya pazarlarda gözünüze çarparsa mutlaka alın. “Bardakta mısır” kandırmacasına göre ne kadar özel bir tadı olduğunu göreceksiniz bu yerel mısırların. Gölle, bu mısırın yöreye özgü adıymış. Eğer yanlış anlamadıysam koçanlarından ayrılan mısırlar közlenip kurutuluyor ve uzun süre dayanıklı hale getiriliyorlarmış.

Yapılışı: Mısırları yıkayın ve bol su içinde yumuşayıp, patlayana kadar hafif ateşte kaynatın.
(Benimkiler yaklaşık 50 dakika içinde piştiler.)

golle2.jpg

2008

30.12.2007

kart.jpg

Posta kutumu açtığımda afalladım ilk önce. Başka ülkede yaşayan bir dost el yazısıyla yazılmış, zarflı, pullu, üstelik de kar manzaralı bir yılbaşı kartı yollamış… En son yılbaşı kartımı herhalde 90′lı yılların başında almıştım. Mail adresim yoktu ve elektronik kartpostal servisleriyle tanışmamıştım henüz. Adet olduğu üzere o zamanlar -o zamanlar diyorum, çünkü aradan 16-17 yıl geçmiş bile!- insanlar birbirine bayram ve özel günlerde kartlar yazar, zarfı yapıştırmadan arka kapakçığı içeriye iliştirerek yollarlardı. Hatta bizler okullarda 2.-3. sınıfta kart ve mektup yazmayı öğrenirdik. Aradan geçen bunca zaman içinde herşey ne kadar değişmiş. İşte bundan ve daha başka duygusal nedenlerden dolayı yılbaşı kartımı aldığımda çok heyecanlandım.

Dilerim bu yıl sizleri de sevindirenler bol olur. Yeni yılınız kutlu olsun…

heisse-schokolade5.jpg

Almanya’nın en kaliteli yemek dergilerinden biri olan Essen&Trinken geçen sayısında çikolatalı tariflere yer vermişti. Aslında çikolata yapımına yönelik tariflerinden uzak durmama rağmen bu kez olanlar oldu. Derginin kapağındaki çubuklu topları yaptığımdan beri aklımda artık yalnızca çikolata var. Bir de planlarım var ki, hani biri hadi dese kalkıp dünyanın bilmemneresindeki çikolata okullarına bile gidebilirim :)

Fotoğraftaki toplar aslında sıcak sütün içinde eritmek dolayısıyla sıcak çikolata elde etmek için hazırlanmışlardı. Ben yalnızca bir kere sıcak çikolata yapabildim, geri kalanı o kadar dayanmadı. Baharatların tadı sıcak sütün içinde gayet baskın oluyor. Kakule ile tarçının tadını ve kokusunu rahatlıkla alabiliyorsunuz. Ben toplara çubuk batırmamayı ve pudra şekerine bulamamayı tercih ettim. Ayrıca mükemmel yuvarlaklar olmaları da gerekmiyor, hatta biraz yamuk yumuk kalırlarsa daha bir sevimli oluyorlar sanki…

Çikolatayı baharatlandırmak için içine ne koyarsanız koyun, toz halinde olmamasına dikkat edin. Mümkün mertebe tane, tohum veya parça halinde olmalı (kişisel fikrim). Aklıma gelenler: Karabiber veya yeşil biber taneleri, kişniş tohumu,
zencefil parçaları, portakal kabuğu, biberiye veya feslegen gibi kokulu yapraklar.

  • 150gr. çikolata (Kakao yüzdesi tamamen zevkinize kalmış. Ben100gr.ını 40% kakaolu, 50gr.ını ise 100% kakaolu kullandım. Çikolatanın tadı ve tatlısı çok iyi oturdu.)
  • 100ml. sıvı krema
  • 30gr. toz şeker
  • 1 adet çıtlatılmış kakule kapsülü
  • Yarım tarçın çubuğu
  • Bir vanilyanin özü veya kuru vanilya kabukları

1- Küçük bir tencerede tozşekeri açık kahverengi olacak şekilde karamelleştirin. Kakule, tarçın çubuğu ve vanilyayı ekleyin. Ardından dikkatlice kremayı da ekleyin ve karıştırarak, karamel eriyine kadar hafif ateşte kaynatın. Üzerini kapatarak bir saat bekletin.

(Aklıma şöyle bir şey geldi: Eğer baharat kullanmazsam, ateşten aldıktan sonra karamelli kremanın içine hafif ezilmiş nane yaprağı veya fesleğen ve çok ince dogranmış limon kabuğu ekleyerek kokulu çikolatalar yapmayi deneyebilirim ki, zaten piyasada da benzer şeyler var.)

2- Çikolatayı su buharında eritin. (Küçük bir tencereyi içinde su olan başka bir tencerenin içine oturtun, üstteki tencerenin tabanı suya değmesin. Su buharında çikolata cabucak eriyor, parlaklık ve tadından da taviz vermiyor.)

3- Soğuyan baharatlı kremayı tekrar ısıtın (kaynatmayın) ve erimiş çikolatanin üzerine süzün. Kremayı ısıtmazsanız, çikolataya eklediğiniz anda, elinizde cabucak katılaşan garip bir kütle olur. O yüzden kremanın sıcak olması önemli.

4- Çikolata ve kremayı, balon çırpıcı ile iyice hallolana kadar karıştırın. 40 dakika, ara ara karıştırarak bekletin.

5- 40 dakika sonunda bir yemek kaşığıyla, çikolatanın kıvamı yoğunlaşıp, rengi hafif açılana kadar karıştırın.

6- Çikolata kütlesini temiz bir poşete doldurun. Ucuna büyükçe bir delik açın ve bir pişirme kağıdına fındık büyüklüğünde parçalar sıkın. Parçaları 2-3 dakika beklettikten sonra çatalın arka tarafıyla pudra şekerinde, kakaoda veya ikisinin icinde yuvarlayın. Toplar zaten çabuk sertleşiyorlar. Iyice sertleştikten sonra kapalı bir kapta buzdolabında 4-5 hafta saklayabilirsiniz.

meyve kurusu

09.09.2007

elma1.jpg

6 Eylül tarihli “Frankfurter Rundschau” gazetesinde meyve kurutmaktan bahsederek, evde uygulanabilecek basit bir tarif vermişlerdi. Ben hemen o akşam 2 elma ile denedim, sonuç tam istediğim gibi oldu. İlk tecrübemin ışığında haftasonu bu kez elma, nektarin ve muz kuruttum.

Yöntem gayet kolay olmakla birlikte, pek enerji dostu olmadığı için bazı noktalara dikkat etmekte fayda var; çünkü düşük ısıda da olsa, fırınınız neredeyse 12 saat calışacak. Bu nedenle fırını azami derecede doldurmakta fayda var. 2-3 elma için bu kadar enerji harcamaya değmez. Biz ikinci denemede 15 elma, 4 muz ve iki nektarin kullandık ki, bir dahaki sefere miktarı 30 elmaya çıkarmayı düşünüyoruz.

elma2.jpg

ELMA

Esasen yaptığımız şey şu: Çok hafif ısıda kurutmak suretiyle meyvenin nem oranını iyice düşürerek, uzun süre dayanıklı hale getirmek. Süre sonunda meyveler buruşacak ve hacimleri yarıya düşecek.
Öncelikle fırının bir duvarından karşı duvarına erişebilecek uzunlukta ince tahta çubuklar edinmek gerekiyor. Elma dilimleri bu çubuklara geçirilerek fırına asılacak.

Elmaları yıkayın, hiç bölmeden yalnızca çekirdek yuvasını çıkarın, kabuklarını soyun. İnce ince dilimlere kesin. Dilimlere arkalı önlü limon suyu sürün, tahta çubuklara geçirerek, sıra sıra fırına asın. Fırını 50 dereceye ısıtın. Eger fırınınız fanlı ise kapağını aralık tutmaya gerek yok. Normal fırın kullanıyorsaniz, kapağı çok hafif aralık kalacak şekilde tahta kaşıkla sabitleyin. 12 -15 saat fırınlayın. 12 saat sonunda elma kuruduysa, dokunduğunuzda nemli bir doku hissetmiyor ve kolayca bükebiliyorsanız, fırından çıkarabilirsiniz. Bu şekilde kurutulan elmaları hava geçirmez cam kavanozlarda, karanlık ve serin bir yerde yıllarca saklayabilirmişsiniz. Elmaları ipe dizmeyin, eger ipi sıkıca bağlayamazsanız esniyor, sarkıyor ve elmalar kayarak birbirlerine yapışıyorlar.

MUZ ve NEKTARİN

nektarin1.jpg Nektarinler biraz ekşimsiydi, ayrıca 12 saat uzun geldiği için biraz fazla kurumuşlardı. Renklerini korumaları için üzerlerine sürdüğüm limondan dolayı daha da ekşi olmuşlardı. Bütün bu sebeplerden dolayı pek hoşuma gittiğini söyleyemeyeceğim. Belki daha olgun meyvelerle, limon suyu kullanmadan ve kurutma süresini daha kısa tutarak olumlu bir sonuç elde edilebilir. Nektarin, prensip olarak kurutmaya uygun, ancak en iyi sonucu elde etmek için birkaç deneme yapmak gerekli.

Benim için şimdilik, başarısız ve tatsız bir denemeydi.

Dışardan aldığım kurutulmuş muzları çok seviyorum. Fakat bahsettiklerim cips gibi çıtır çıtır olanlar değil; 3-4 santim uzunluğunda yarı yumuşak, renkleri koyu kahverengi olan muzlar. Biz fırına attıklarımızın üzerine limon suyu sürmüştük. Sonradan limon suyuna pek gerek olmadığı kanısına vardım. Süre sonunda dışarıdan iyice kurumuş olmalarına rağmen, içleri nemli kalmıştı. O yüzden ne kadar dayanabilirler emin değilim. Tahmimince kapalı bir kapta 2 hafta saklayabilirsiniz. Ayrıca muzları bizim yaptığımız gibi ortadan uzunlamasına ikiye bölmeye gerek yok. Kurutma süresi yaklaşık 14 saat.

muz1.jpg

Genelde meyve kurutmak icin 30-70 derece arasi tercih ediliyormus. Meyvenin büyüklüğüne, cinsine ve nem oranına göre kurutma süresi değişiyor. Başlangıç olarak 10 saatten yola çıkabilirsiniz. Bu yazıyı hazırlarken aklıma geldi, Fethiye de patlıcan ve domates kurutmuştu.

Peki bu kuruttuğumuz meyvelerle neler yapabiliriz: En uygunu ve en lezzetlisi çerez gibi tüketmek; müslilerde de kullanılabilir. Ancak, kek veya kurabiye gibi hamurişlerinde kullanmayı düşünmem.