yoğurmadan ekmek

25.11.2006

no-knead bread2.jpg Geçen hafta bloglarda gezinirken farkettim ki, bu ekmeği denemeyen kalmamış; herkes çok memnun. E benim başım kel mi, ben de denedim ve “bayıldım”. Tarifin Türkçesi için Fethiye’ye, İngilizcesi için de Tschörda’ya yönlendiriyorum sizi. Videosunu izlemek için burayı tıklayabilirsiniz.

Tecrübem: İnanılmaz kolay! Sabah 7′de hamuru karıştırıp -dikkat edin, sadece şöyle bir karıştırıyoruz, yoğurmuyoruz- kaloriferin önüne yerleştirdim. Akşam 8′de hamur neredeyse 3 katına çıkmış ve göz göz kabarmıştı. Pişirmek için borcam benzeri, cam kapaklı bir porselen kullandım. Fırından çıkardığımda kabuğu sertti, sabaha kadar üzeri açık soğuttum ve yumuşacık oldu. Aynı kap içinde kapağını kapatarak sakladım. Perşembe akşamı pişirmiştim. Ekmek bugün -cumartesi akşam üzeri- minimal sertleşmesine rağmen, oldukça yumuşak. Tost makinemi bulabilsem, bir de tost yapacaktım ama, henüz hangi kartonda olduğunu bilemiyorum…

no-knead bread1.jpg

©2004-2006; metnin ve fotoğrafın her hakkı saklıdır. İzin alınmadan ve kaynak gösterilmeden hiç bir yerde kullanılamaz.

tarhana.jpg

Tarhana çorbası bizde çorba olarak tüketilmezdi pek. Sadece evde bayat ekmek varsa tarhana yapılırdı. O yüzden benim için tarhana, çorba haliyle değil de, bayat ekmekli hali ile tarhanadır. Tabii herkes bu şekliyle paparavari bir tarhana yemez, yiyemez -hatta bizim evde bile burun kıvıranı çoktu da, anneannenizin bir bakışı sizi zımba gibi masaya oturtmaya yeterdi o zamanlar-. Ben de sevmezdim aslında. Ama şimdi kış, yağmurlu, rüzgarlı bir soğuk hava; birden canım istedi bu akşam. Zaten bayat ekmeğim vardı:
Önce bayat ekmekleri küp küp doğrayıp, genişçe bir kaba yayıyorsunuz. Her zaman yaptığınız usulde, sadece biraz daha koyu bir tarhana çorbası hazırlıyorsunuz ve bayat ekmeklerin üzerine döküyorsunuz. Sofraya getirirken üzerine ekşimik serpiyorsunuz. Hepsi bu…
Unutmayın, burada amaç sıcacık bir çorba içmek değil, bayat ekmeklerimizi değerlendirmek. Şifa niyetine yani :)

ürk.jpgKaç kişi gördü bilemiyorum, Evcil Kedi bu hafta harika bir üzüm reçeli tarifi verdi. Evde sirkemsi tadından dolayı yenmeyen üzümler de, işte bu reçelle kıymete bindiler. Ben bir kilo ayıklanmış üzüm için 300 gr. şeker kullandım. Bir de üzümler fazla su saldıkları için bir saatten fazla kaynatmam gerekti. Bunun dışında başka hiçbir değişiklik yapmadım. Benim üzümler tencereye girdikten sonra şişip, parlaklaştılar. Pişme süresinin sonuna kadar öyle kalsınlar diye umutlandım ama süre sonunda azıcık buruşmuşlardı. Ancak şeklini kaybeden, dağılan veya eriyen üzüm olmuyor arkadaşlar. Şiddetle herkese tavsiye ediyorum.
Reçel yazıp duruyorum ama aslında bu bir çeşit tatlı olmalı. Taneleri ayıklayıp ayıklayıp yemekten kendini alamıyorsunuz çünkü. Zaten Evcil Kedi de ‘….Bu reçel burada daha ziyade misafire ikram ediliyor. Ufak bir tabağa konularak bir bardak su eşliğinde sunuluyor, ama kahvaltı için de hoş ve değişik bir seçenek.‘ demiş. Aynen katılıyorum.
üzümreceli.jpg

©2004-2006; metnin ve fotoğrafın her hakkı saklıdır. İzin alınmadan ve kaynak gösterilmeden hiç bir yerde kullanılamaz.

Almanya’da tam 15 kez taşınmışım. Bu sayıya göre göçebe yaşam konusunda oldukça tecrübeli olduğumu iddia edebilirim. Ve bu taşınma kesinlikle en zor, en sancılı olanıydı; organizasyon yeteneğimin sınırları ilk kez bu kadar zorlandı. Neyse ki internetim beklenenden 3 hafta önce geldi ve beni çok sevindirdi! Yerleşme işi hala bitmedi, yakın gelecekte bitecek gibi de görünmüyor. Sıra sıra sepetler, kartonlar şu anda ardiye görevi gören odada sıralarını bekliyorlar. Yine de internetin bağlanmasıyla problemlerimin büyük bir kısmı çözüldüğüne göre, bloga kaldığım yerden devam edebilirim. Son günlerde iki yeni tarif denedim. Biri hurmalı muffin, diğeri Hülya’nin blogunda gördüğüm nefis çatal (kandil simidi). Bir de diğer bloglardan denediğim ve bahsetmediğim iki tarif buldum. Onları da en alta ekledim.
hm051.jpg

Her hamurişi gibi hurmalı muffinin de oldukça kalorili olduğu su götürmez bir gerçek (bir muffin 310 kaloriymiş), ama içinde pekmez, hurma, zeytinyağı gibi yararlı besinler de var. Tadını çok sevdik biz, hatta hemen arkasından tekrar yaptık. Geziler, piknikler, uzun yol ve soğuk kış günleri için kesinlikle uygun, uzun süre tok tutan bir şey bu. Baharatlarına siz karar verin, sadece tarçın bile yeterli aslında ve az da olsa ceviz kullanın bence.
Orijinal tarifte
bir-iki ufak değişiklik yaptım. Evde ceviz, fındık, badem hiçbir çerez kalmadığı için kullanmadım ve tavsiye edilen baharat karışımının yerine kendi baharatlarımı kullandım (Allahaşkına bilenler söylesin, pumpkin pie spice’ın içinde ne var?).

kuru malzemeler

  • 100 gr. un
  • 100 gr. tam un
  • bir tatlı kaşığı karbonat
  • 50 gr. esmer şeker
  • bir paket vanilyalı şeker
  • yarım tatlı kaşığı tuz
  • bıçak ucu ile karanfil tozu, zencefil ve tarçın

yaş malzemeler

  • 120 ml. süt
  • 80 ml. pekmez
  • 2 yumurta
  • 5 yemek kaşığı zeytinyağı
  • 100-150 gr. kadar çekirdekleri ayıklanmış ve doğranmış hurma
  1. Fırını 175 C’ye ısıtın. Muffın kalıplarınızı hazırlayın.
  2. Kuruları ve yaşları ayrı kaplarda karıştırın. Kuruları yaşların üzerine dökün ve malzemeler hafifçe birbirine karışıp, nemlenene kadar karıştırın. İyice halletmenize gerek yok.
  3. Kalıplara paylaştırıp 20-23 dakika kadar pişirin. Fırından çıkardıktan sonra 5 dakika bekletip, kalıptan çıkarın. Ömrü kapalı bir kapta 3 gün.

diğer bloglardan seçmeler

hm07.jpg
Kandil simitlerinin tarifi için buraya tıklıyor ve Emeklilik hobilerine candan teşekkürlerimizi yolluyoruz. Ben çatal yerine simit şeklinde yaptım ve iddia ediyorum ki, pastanede satılan kandil simitlerinden daha güzel oldular.
Almanya’da bu tarif için şart olan mahlebi bulmak artık eskisi kadar zor değil. Türk marketlerinde cam kavanozlarda (çekilmiş) veya minik poşetlerde (10′lu taneler halinde) bulmak mümkün. Buna rağmen eğer Türk marketlerinde bulamazsanız, baharat satan dükkanlarda veya benzer yerlerde ‘steinweichsel‘ ismi ile sorabilirsiniz (yine de bulunma ihtimalinin çok düşük olduğunu unutmayın. Mahlep eskiden Almanya’da da yetişen bir nesne olmasına rağmen, şu anda popülerliğini tamamen kaybetmiş durumda çünkü). Son ihtimal olarak Arap ve Yunan dükkanlarına da sorabilirsiniz.

Özgül reçel yaptığı zamanlarda mutlaka onun reçellerinden birini denemek istemiştim. Ama reçel tarifleri birbirine karışınca limonotlu şeftalili reçel çıkmıştı ortaya. Aslında zencefilli şeftali reçeli olması gerekiyordu. Tariflerin karışmasına rağmen, sonuçtan çok memnun kaldığımı hatırlıyorum. Zaten kavanozun dibini çabuk bulmuştum. Sadece ben reçelleri şekerli yiyemediğim için kendi ölçümü kullanmıştım (500 gr. şeftali için 80-100gr. şeker)
(Artan limonotlarını yine Özgül’ün tavsiyesine göre ortadan kesip demliğe attım, çaya harika bir aroma verdiler.)

Mutfak Günce’sinin katmer poğaçası muhteşem. Hiç bir değişiklik yapmanıza gerek yok. Aynen tarifi uygulayın, yeter. Üstelik hamuru çok problemsiz, zorlanmadan açabiliyor, istediğiniz büyüklüğe rahatlıkla getirebiliyorsunuz. Bu yüzden hamur açma konusunda amatör arkadaşlara mutlaka tavsiye edilir. Yumuşacık, teorik olarak aslında olmaması gerektiği kadar hafif bir hamurişi.

©2004-2006; metnin ve fotoğrafın her hakkı saklıdır. İzin alınmadan ve kaynak gösterilmeden hiç bir yerde kullanılamaz.

diğer bloglardan

24.07.2006

kt1.jpg

Ara ara diğer bloglardan ayırdığım tarifleri denemeye devam ediyorum. Son yapılanlardan biri Safran’ın kakaolu toplarıydı. Bir hevesle yaptığımız ancak sonradan pişmiş halini hiç beğenmediğimiz çikolatalı ve bademli kurabiyeleri toz haline getirdik ve Safran’ın anlattığı şekilde toplar yaptık. Bizimkinin içinde sadece kakao ve vişne reçeli var. Üzerlerini nesquik ve hindistan cevizine buladık. Buzdolabında 5-6 saat bekledikten sonra müthiş bir şey oldu. Eğer elinizde artan kekiniz veya kurabiyeniz varsa, kesinlikle tavsiye ediyorum. Sonucun bu kadar hoş olacağını başlangıçta hiç tahmin etmemiştim. Vişne ve kakao ikilisi olayı bitirmiştir…
Not: Ben sütü fazla kaçırınca, hamura biraz da ufalanmış kedidili bisküvisi ekledim.

Diğer deneme de Emeklilik Hobileri’nden enginarlı pilav. Sadece şunu yazabilirim: Bugüne kadar yediğim en güzel pilavlardan biri. Şu günlerde taze enginar bulmak çok zor ama konservesiyle de yapmak mümkün.
Bu tarif bütün denemelerim içinde kesinlikle en favoriler arasında.

Dün akşam bir de Fethiye’nin somon köftesini yaptım. Nordsee köftelerine benzeyen, ekşili, dereotlu ve kaparili, çok leziz bir köfte. Bol yeşil salata ve fırın patates ile servis yaparsanız, balık sevmeyenler bile hayır diyemiyor, benden söylemesi :)
Not: Somonla yapmıştım, ama bir dahaki sefere beyaz etli bir balıkla denemeyi planladım. Ayrıca şarap kullanmadım, yerine sadece biraz su ekledim.

©2004-2006; metnin ve fotoğrafın her hakkı saklıdır. İzin alınmadan ve kaynak gösterilmeden hiç bir yerde kullanılamaz.