Cuma akşamı eve geldiğimde bir baktım, Fethiye maşları filizlendirmiş. Zaten filizlendirme merak ettiğim bir şeydi. Üstelik maş fasulyesi de bu aralar bu kadar aktifken, cuma akşamı 19 sularında maşları suya koydum. Cumartesi akşamüstü ıslak bez içinde bir kaseye yerleştirdim. Fethiye’nin yazdıklarına göre, bugün sabah 11 sularında bezi ve fasulyeleri tekrar çalkaladım ve bir baktım ki, 15-16 saat içinde ciddi ciddi çimlenmişler! Eğer elinizde fasulyeniz varsa, e hadi durmayın :)

1. gün, pazar sabahı:
ffcm.jpg

2.gün, pazartesi sabahı:
cm2.jpg
Cumartesi akşamı bir de -yine- Fethiye’nin daha önce yaptığı Fastane şekerini yaptım. Olmaz böyle bir şey! Çünkü gerçekten kestaneli bir şey yemişsiniz gibi bir tat alıyorsunuz. Fethiye’nin ölçülerini aynen takip ettim, sadece unuttuğum için yağını koymamışım. Çok büyük bir fark yarattı mı bilemiyorum, ama sonuç kendi adıma mükemmel oldu - özellikle soğuyup kendini çektikten sonra - Bilinçli yaptığım tek değişiklik şekeri yarı yarıya azaltmak oldu. Çünkü Almanya’da rafine şekerler aşırı tat veriyorlar. Bir de içine bir paket vanilya ekledim. Kek gibi görünmesine rağmen, dokusu kek gibi değil. Taneli ve nemli bir yapısı var. Fırında pişerken üzerinde hafif bir kabuk oluyor. Ben birer lokmalık küpler halinde kesip, kabuklu kısmını tabana gelecek şekilde yerleştirdim. Üzerine kakaolu veya çikolatalı süsleme yapmadım.
ffs.jpg

Bu da en son deneme, Sibel’in ve Safran’ın talimatlarını izleyerek, oluşturduğum zeytin ezmesi. Ben iki tarifi karıştırdım ve yaklaşık 100 gr. çekirdeksiz siyah zeytini + 1 çorba kaşığı zeytinyağını baz alarak, içine istediğim her şeyi koydum, limon suyu, kimyon, 2-3 tane karabiber, kekik, acı pul biber, vs. Sibel’in anlattığı gibi, benimki de önce öyle püre gibi olmadı. Zeytinler sanki sadece kıyılmış gibi kaldılar. Sonra el blenderiyle tekrar üstünden geçince iyice ezildiler. Bugünlük tek eksiğim evde kaparinin olmamasıydı. Bundan sonrakine mutlaka ekleyeceğim. Çünkü tadını tamamen yuvarlayıp, tamamlayacakmış gibi geliyor bana. (Bir daha dışardan zeytin ezmesi almayı düşünmüyorum.)
ze.jpg

Bloglarını tepe tepe kullandığım Fethiye, Safran ve Sibel, üçünüze de ayrı ayrı teşekkürler ederim. Kahvaltımı ve öğleden sonra atıştırma olayımı renklendirdiniz :) Bu arada Sibel, senin blogdaki zeytin ezmesini ararken peynirli ve cevizli erişteyi gördüm. Bu akşamın mönüsü de belli artık.

2 x tijen inaltong

25.04.2006

susamlı-bademli incir
bademli-susamli incir.jpg

Tijen‘in kitaplarını yakından takip edenler daha iyi bilirler. Satır aralarına, anılarından, arkadaşlarından, okuduğu değişik kitaplardan mini mini tarifler saklar Tijen. Bademli incirler de ‘Tak Koluna Sepeti‘ isimli, okumaktan çok zevk aldığım ve bittiğinde adeta burulduğum kitabından. İncirleri hazırlayan, Tijen’in Bodrum pazarından tanıdığı Elif Ana.
Benimkiler pazarda satılanlara benzedi mi, bilmiyorum. İlk kez yaptığımda, incirlerin kabukları biraz yanmış ve kayışlaşmışlardı. Muhtemelen, fırının sıcaklığını ve pişirme süresini tutturamamıştım. İkinci kez fırında daha az tuttum ve kesinlikle daha güzel oldular. Bundan sonra incirleri önceden biraz suda bekleterek yapacağım, bakalım onlar nasıl olacak?

Bütün malzeme kuru incir, badem ve susamdan oluşuyor. Ben 10 incir için 2 çorba kaşığı susam ve 20 badem kullandım. İncirleri ortadan ikiye böldüm, ama tamamen ayırmadım. Sonra susamları renkleri dönene kadar kavurdum. İncirlerin ortasını hemen sıcak susama bandım. İçlerine birer-ikişer badem koyup kapattım. Yaklaşık 200 C’de, ısınmış fırında 15-20 dakika beklettim.
(Fırının ısısı ve pişirme süresini kendinize göre ayarlarsanız, daha iyi sonuçlar elde edebilirsiniz. Misafirlerinize de ikram edin bence, örneğin benimkiler -unsuz ve şekersiz, doğal tatlı oldukları için- poğaça ve kurabiyeden daha fazla rağbet gördüler. Kimse sert kabukları rahatsız edici bulmadı.)

Tijen’ciğim, o güzel kitabında çok güzel yemekler ve salatalarla tanıştım. Tekrar tekrar teşekkürler sana!
Not: Bu susamlı incirleri bir de mutfakta zen‘de senin tatlı dilinden okusak ne güzel olur ama :)

irmik helvası
tijen-irmik helvasi.jpg

6-7 hafta kadar önce Tijen, yemek ve biz‘in mail grubuna bir helva tarifi yolladı. Mesajı alır almaz kaç kişi mutfağa koştu, bilemiyorum ama, ben de onlardan biriydim. İrmik helvası, ama muhteşem bir irmik helvası. Bir kere gerçekten en fazla 15 dakika içinde oluyor, yağsız kavruluyor, beyaz şekerin adı bile geçmiyor. Olmaz demeyin, oluyor :) Üstelik elinizin altında ne varsa, onunla tatlandırıyorsunuz helvanızı. Örneğin ben ilk denediğimde şeker pancarı şurubu kullanmıştım. Daha sonra üzüm, dut ve keçi boynuzu pekmezi ile denedim. Hepsi çok güzel oldu. Ayrıca kime ikram ettiysem, ki aralarında irmik helvasını hiç tanımayan yabancı arkadaşlarım da vardı, herkes bu değişik helvayı çok beğendi.
Ben helvayı çıtır çıtır severim. O yüzden teflon tencerede ve çok kısık ateşte yaklaşık 15 dakika daha bekletiyorum. Helvanın dibi iyice sertleşiyor. Sonra bir alt üst edip, 3-4 dakika daha bekletiyorum. Bu arada helvanın olmazsa olmazlarından çam fıstığını kullanmıyorum ben. Hatta Tijen’in helvasına tarçın da koymadım. Tercih meselesi…

©2004-2006; metnin ve fotoğrafın her hakkı saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilmeden hiç bir yerde kullanılamaz.

mercimek köftesi

18.01.2006

Mercimek köftesini pek sevmem, daha dogrusu yapmaya üşenir ve meşakkatli bir şey olduğunu sanırdım. Bu yüzden aklıma da gelmezdi pek. Bloglar arasında gezinirken tesadüfen Işıl‘ın bloguna düştüm. Sayfada biraz aşağıya inince, karşıma bir mercimek köftesi çıktı. Tarifi şöyle bir okudum. Bekletmek gerekmediği gibi, evde bulunmayan özel bir malzemeye de ihtiyaç yokmuş. 1/3 ölçü ile yaptığım için çabucak 25 tane minik köftem oluverdi. E ben de daha ne isterim :))

Tarifi okumak için tıklayın.

mercimekköftesi.jpg

Işıl, mercimek köftesi nefis oldu. Teşekkürler!

Son zamanlarda hiç yemek kitaplarıma, dergilerime ve tv programlarına bakamıyorum. Diğer yemek günlüklerinden ve mail gruplarından o kadar çok tarif topladım ki, bir süreden beri onları deniyorum.
Dün akşam Gülay’la konuşurken Figen’in muzlu rulosuna geldik. Gülay ‘ Ben bunu biliyorum. Bize okulda yaparlardı ve önünde kuyruk olurdu. Mutlaka yap, çok güzel’ deyince dayanamadım. Hatta Gülay ‘Ben de mi yapsam acaba?’ diye düşünmeye başlayınca, hadi o zaman birlikte yapalım dedik.

Gülay’cığım sen de yaptın mı?

Tarif Yemek ve Biz’in günlüğünden. Yapım aşamalarını da çok güzel göstermişler. Rulo yaparken o fotograflar çok işime yaradı.

Tabağa aldıktan sonra bıçak yardımıyla etrafını biraz toplarsanız daha iyi oluyor. Ben etrafa saçılan bisküvi tozunu yine üzerine yapıştırdım. Tatlıyı yarım ölçü yaptım ve 5 rulo çıkacak şekilde böldüm. Şeker farklılığını göz önünde tutarak şeker miktarını azalttım. Burçak bisküvim olmadığı için pötibör kullandım. Çok güzel ve gerçekten hafif bir tatlı oldu.

Not: Diğer bloglardan denemeleri kaldırıyorum. Onun yerine yeni bir kategori açacağım. Genelde denediğim tarifler hakkında yazacak bir şeyler oluyor. Albüm bu konuda pek kullanışlı değil.