İlk kez yaptığımda pek hoşlanmadım. Yoğun muz kokulu, ıslak kıvamlı, sakızımsı birşey oldu. Durdukça nemlendi bir de. Hoşlanmadım ama atmaya da kıyamadığım için yavaş yavaş hepsini bitirdim. Aradan biraz zaman geçti, yine aklıma düştüler. Bu kez ne muz kokusundan ne de sakızımsı kıvamından rahatsız oldum. Üçüncü kez için yazacak birşeyim yok, birden sık sık yapar oldum işte :)
Orijinal tarifi birçok web sayfasında bulabilirsiniz. Biri burada örneğin: banana date oat cookies

yulaflimuzlu1

Yaklaşık 20 kurabiye için kendi ölçülerim şöyle:

  • 1,5 iri muz iyice ezilmiş
  • 2 yemek kaşığı sıvıyağ
  • 10 iri hurma minik minik doğranmış
  • 150 gr. kadar yulaf ezmesi

Muzu, yağı, hurmayı ve yulafı karıştırın. 15 dakika bekletin. Bu arada fırını 175 C’ye ısıtın. Pişirme kağıdı serilmiş tepsiye tepeleme dolu tatlı kaşığı ile paylaştırın. 20 dakika pişirin. Arzu ederseniz  hamura bir avuç kadar kuşüzümü, irice dövülmüş ceviz, hindistan cevizi, tarçın, vs. karıştırabilirsiniz. Şeker eklemeyin, kesinlikle. Biliyorsunuz, muz ve hurma zaten şeker oranı oldukça yüksek meyveler. Kurabiyeler pişince gereğinden fazla tatlı oluyorlar.

Tereddütle yaklaştığım tariflerden biriydi bu. Aslında unsuz, şekersiz, yumurtasız, vs.siz nasıl olacağını görmek için denemiştim. Başlangıçtaki mesafeden sonra çok sevdim.  Bir artı tarafı daha, çok ama çok kolay ve pratik bir tarif.

portakalli bademli kurabiye1

Mısır irmikli kurabiyeyi hazırlarken genelde yapmadığım birşey yaptım ve çiğ hamur yedim; üstelik yalnızca tatmak için bir lokmacık filan değil, neredeyse iki yemek kaşığı dolusu… Baktım pek hoşuma gitti, hemen malzemenin iki katını karıştırıp yeniden buzdolabının alt gözüne kaldırdım. Uzun süreli dondurmaya uygun mudur, emin değilim, ancak buzdolabında 1-2 gün dayanabileceği konusunda endişem yok. Mısır irmiğini de ilk kez kullandım bu arada. Kurabiyeye gerçekten çok yakışıyormuş.
Başka bir nokta: Sitede ara ara glutensiz tarifler arandığı dikkatimi çekiyor. Bu konuya yabancı olduğum için yanlış bilgi vermek istemem arayanlara. Ancak tarifi bulduğum dergi Schrot und Korn bu tarifi ‘glutensiz’ kategorisine almıştı (kabartma tozunun da glutensiz olması gerekiyormuş).

20-22 adet

  • 75 gr. mısır irmiği
  • 25 gr. pirinç unu
  • 25 gr. çekilmiş badem
  • 75 gr. pudra şekeri
  • 1/2 tatlı kaşığı kabartma tozu
  • 50 gr. tereyağı
  • 1 yumurta sarısı
  • 1 tatlı kaşığı portakal kabuğu rendesi
  • 2 yemek kaşığı file badem
  1. File badem dışında bütün malzemeyi karıştırın. Streç folyoya sardığınız hamuru buzdolabında en az yarım saat dinlendirin.
  2. Fırını 180° C’ye ısıtın.
  3. Hamuru pirinç unu serpilmiş yüzeyde ince açın. Kalıpla çıkardığınız kurabiyeleri aralıklarla tepsiye dizin. Üzerine file badem serpiştirin.
  4. 8 dakika pişirin ve tel üzerinde soğutun.
Not: Hamurum biraz cıvık olunca 100 gr. irmik ve 40 gr. pirinç unu kullandım. Bir de şekeri 50 gr.’a düşürdüm. Portakal ve badem yerine ceviz-çikolata, tarçın-kuru üzüm olur.


Bu kurabiyeleri geçen yıl keşfetmiş ve kış aylarında portakallı çubuklarla birlikte sayısız kez yapmıştım. Kaç kez yazayım diye hareketlendiysem de araya habire başka birşeyler girince bir yıl kıyıda köşede kaldılar. Halbuki bu kadar bekletilmeyi hiç de hakketmemişlerdi…

Bir-iki ufak püf noktası dışında son derece basit bir kurabiye aslında: Malzemenin oranını bozmayın ve mutlaka iyi kaliteli tereyağ kullanın. Zira tecrübeyle sabittir ki, bilhassa bu tarifte iyi tereyağı=lezzetli kurabiye. Buzdolabında bekletme aşamasını kesinlikle atlamayın, hem kakaolu tabakanın yapışması hem de kolay çalışmanız çok önemli. Zamanınız azsa bir gece önceden hazırlayıp buzdolabında bekletin (bir gece beklettiğim zaman çok daha iyi sonuç aldım ben, o yüzden her seferinde bir gün önceden atıyorum buzdolabına).

  • 250gr. un
  • 2 yemek kaşığı tam buğday unu
  • 100gr. nişasta
  • 100gr. pudra şekeri
  • 1 tatlı kaşığı kabartma tozu
  • 1 vanilin
  • 70gr. çekilmiş ceviz
  • 200gr. tereyağ
  • Kakaolu manto: 2 yemek kaşığı kakao, 3 yemek kaşığı şeker, çeyrek bardak krema ya da süt
  1. Çekilmiş cevizi teflon tavada yağ eklemeden kavurun ve soğutun. Un, nişasta, kabartma tozu, pudra şekeri ve vanilini birlikte eleyin. Cevizleri ekleyin. Yağ ve 2-3 kaşık soğuk su ilavesiyle yumuşak bir hamur yapın.
  2. Hamuru 4′e bölün ve istediğiniz kalınlıkta rulolar yapın. Streç folyoya sarıp 10 dakika buzlukta bekletin. Bu arada ruloları rahatça yuvarlayabileceğiniz geniş ve sığ bir kapta kakao ve şekeri karıştırın.
  3. Ruloların üzerine krema veya süt sürüp kakao kabına atın ve iyice sallayın. Kapaklı bir kabın içinde buzdolabına kaldırın ve en az 3-4 saat olmak üzere buzdolabında bekletin.
  4. Fırını 175 dereceye ısıtın. Tezgahın üzerine bir tabaka streç folyo serin ve dolaptan çıkardığınız ruloları folyo üzerinde yarım santim kalınlığında dilimleyin ve pişirme kağıdı ile kaplanmış fırın tepsisine dizin (folyo üzerinde kesmeniz önemli, çünkü plastik ya da tahta bir altlık kullanırsanız kakaolu manto eriyip bulaşıyor).
  5. 12-15 dakika kızartmadan pişirin.

Kurabiyeler ikinci fotoğrafta gördüğünüz gibi piştikten sonra da şekillerini koruyor ve pek kabarıp yayılmıyorlar. Ayrıca biraz dikkatli davranırsanız, kakaoyu bulaştırmadan, görüntü açısından tertemiz kurabiyeler elde edebilirsiniz. Soğuduktan sonra kakaolu kabuk iyice sertleştiği için korkmanıza gerek yok. Akmaz, kokmaz, bulaşmaz…

Not: Ben bu kez cevizini koyamadım. Bu haliyle un kurabiyesinden pek de farklı olmadı tadı. Cevizliyi açık ara tercih ederdim ki, zaten iki türlüsünü denemiş olanlar da eksikliği hemen farkettiler.


Yine aradan ne kadar uzun zaman geçmiş uğramayalı. Kelimenin tam anlamıyla başıboş bırakmıştım burayı; hatta böyle bir sayfanın varlığını bile unutmuş gibiydim bir aralar. Meşguldüm çünkü. Önce 1. nesil kuzenler toplanıp harika bir tatil yaptık. Ardından Almanya’ya döner dönmez sevdiğimiz bir arkadaşımızı evlendirdik. Zaman öyle çabuk geçiverdi ki…

Türkiye’de bizim kuzenlerin şeker, hamurişleri ve bunların vücuda verdiği zararlar ile ilgili uyarılarını dikkate alarak bir müddet şekerli şeylerden uzak durmaya yeltenmiştim. Fakat tatil sonrası Epicurious’ta dolanırken ve bambaşka bir tarif ararken karşıma çıkıverdi bu kurabiyeler, karşı koyamadım. Tarifin kendisini burada.

(Aşağıdaki ise benim ölçülerimle yapılmış şekli.)

16 adet (bir adet 190 kcal)

  • 120 gr. hindistan cevizi
  • 150 gr. tam buğday unu
  • 60 gr. şeker
  • bir tutam tuz
  • 150 gr. tereyağı
  • 130 gr. yulaf ezmesi
  • 3-4 yemek kaşığı ahududu reçeli
  1. Fırını 180 C’ye ısıtın. Hindistancevizinin yarısını fırına dayanıklı bir kap içinde altın rengi olana dek fırınlayın (hindistancevizleri çabuk kararıyor, bir gözünüz fırında olsun).
  2. Un, şeker ve tuzu harmanlayın. Tereyağını ekleyerek yoğurun. Hamur toplanınca yulaf ezmesini ve fırınlanmış hindistancevizini ekleyin, hepsi birbirine karışana dek yoğurun.
  3. Hamurun 3/4 bardak kadarını ayırın. Geri kalanını fırın kağıdı serilmiş bir tepsiye bastırarak ince bir tabaka şeklinde yayın. Benim -tavsiye edildiği gibi- 22 X 33 cm. büyüklüğünde bir kalıbım yoktu. Hamuru normal bir fırın tepsisinde olabildiğince dikdörtgen şekli vermeye çalışarak yaklaşık 0,5-1 cm. kalınlığında açtım.
  4. Hamurun üzerine ahududu reçelini sürün. Üzerine önce ayırdığınız hamuru, ardından hindistancevizinin diğer yarısını serpin.
  5. Yaklaşık 20-25 dakika pişirin.
  6. Henüz sıcakken dilim dilim kesin.

Yukarıya yazdığım tarifte özellikle şeker miktarını bir hayli değiştirdim ve yalnızca tam un kullandım. Yarıya düşürdüğüm şeker bile biraz fazla tatlı geldi bana. Bir de tereyağı bu tarife çok yakışsa da kurabiyenin kendi biraz fazla yağlı oldu. Miktar biraz azaltılsa iyi olur. Bunların dışında tadını sevdim, bilhassa kış aylarında çayın ve kahvenin yanına çok yakışacağını düşünüyorum.

Arada daha başka bir sürü şey yaptım tabii ki. Çoğunun fotoğrafları yok maalesef. Ama sürekli denediğim iki tanesinin bağlantılarını verebilirim. İlki muazzam bir makarna. Çok, çok sevdim, her fırsatta yapıyorum, halen bıkmadım, yeni bir makarnayı favorim olarak seçene kadar da devam edeceğim sanırım. Buyurun burada: Premier pistou pasta. İkincisi ise Betül’ün ayçöreği. Tarif o kadar mükemmel ki, burada ciddi anlamda özlemini çektiğim tatlardan biri ayçöreği iken, artık en sevdiğim şekli ile kendim -sık sık- yapabiliyorum.

Ah bir tarif daha var son zamanlarda sıklıkla yaptığım. Onu da çok kolay olduğu için tercih ediyorum, son derece uydurma bir vişneli ekmek tatlısı (nette de bir sürü tarifi var ): Herşey göz kararı. Kare bir tepsiye etimekleri diziyorum (ortalama 8 tane). Bir kavanoz vişne kompostosunun suyunu süzüyorum. 400 ml. vişne suyu çıkıyor. Minik bir tasta 1 yemek kaşığı nişasta ve 1 yemek kaşığı şekeri karıştırıyorum (şekeri tercihinize göre ayarlayabilirsiniz). Vişne suyunu kaynatıp, nişastayı bir-iki kaşık sıcak vişne suyu ile açıyorum. Ezilmiş nişastayı kaynayan vişne suyuna ekleyip bir-iki taşım karıştırarak kaynatıyorum. Vişnelerle harmanlayıp etimeklerin üzerine boca ediyorum. Bütün hazırlık epi topu 10 dakika sürüyor zaten. Buzdolabında iyice soğuttuktan sonra yanında çırpılmış krema veya vanilyalı dondurma ile servis yapıyorum. Sıcak havalarda mayhoş ve serin tadıyla çok iyi oluyor. Nişasta kısmını atlayabilirsiniz tabii ki. Ben soğuduktan sonra oturaklı bir hal aldığı için böylesini tercih ettim. Haa bir de bol vişne kullanıyor ve etimeklerin üzerinin tamamen vişne taneleri ile kaplanmasına dikkat ediyorum.