nohut mayalı ekmek

11.03.2008

kichererbsenbrot1.jpg

Sibel meşhur nohut ekmeğini yayınladığından bu yana, aklıma geldikçe denerdim bu ekmeği. Genelde nohut mayalanmaz, mayalansa da bu kez hamur kabarmaz, arada başına başka şeyler gelir vs. Üç hafta önce bu kez ekşi mayaya takmışken, yeniden nohut ekmeğini hatırladım. Bu arada tesadüfen Arman Kırım’ın yazısını keşfettim ve iki yazıyı karşılaştırıp yeniden işe koyuldum. Sonuç olarak nohutlar yine bir kere heba oldular fakat üç kere harika ekmek pişirmeyi başardım!

Bütün süreç içinde en dikkat edilmesi gereken etken ISI. Benim gibi soğuk bir ülkede ve güneş almayan serin bir evde yaşıyorsanız, mayayı tutturmak için sıcak ortamlar yaratacak, mayanın ısısını koruması için çeşitli cambazlıklar yapacaksınız.

Mayanın oluşumundan ekmeğin tüketilebilir hale gelmesine kadar yaptığım herşeyi aşağıda açıkladım. Umarım mayalarla oynamayı ve bunları işleyip ekmek haline getirmeyi sevenlerin işine yarar. Ekmek makinesine ihtiyacınız yok. Baton kek kalıbında veya yuvarlak kalıplarda da son derece muntazam somunlar elde edebilirsiniz.

İşe başlamadan önce Sibel’in nohut ekmeğini ve Arman Kırım’ın tatlımayasını okumanızı şiddetle tavsiye ederim. Her ikisine de buradan teşekkürler…

Cuma akşamı, 19:30

nohut-mayasi.jpg 100gr. kuru nohutu döverek parçaladım ve bir şişeye koydum. Üzerine 1/4 tatlı kaşığı tuz, 1 tatlı kaşığı toz şeker ve 500ml. kaynamış-hafifçe soğumuş su ilave ettim. (Bu mayayı tutturmak için ısının önemli olduğunu yukarıda da yazmıştım. Suyunuz gerçekten sıcak olmalı, ılık değil. Elinizin dayanabileceği sıcaklık uygundur.) Şişenin ağzını sıkıca kapattım ve hemen iki kat alüminyum folyo ile sardım. Sıcak şişeyi alüminyum folyo ile sarmak mayalama problemime çözüm oldu. Bu yöntem sıcağı sıcak, soğuğu ise soğuk tutmak için harika. Yoğurt mayalarken de aynı yolu izliyorum, işe yarıyor. Folyo ile sarılmış şişenin üzerine iki kat yün çorap geçirip, naylon poşete yerleştirdim ve kaloriferin üzerine oturttum. 24 saat beklettim.

(Ben ilk seferinde pet şişe kullanmıştım. Mayalanma aşamasında oluşan gazlar sıkışarak, şişeyi sertleştirmişlerdi. O nedenle paketi açıp kontrol etmeme gerek kalmadan, mayanın tuttuğunu anlamıştım.)

Cumartesi akşamı 19:30

Sargıları açtığımda suyun üzerinde yaklaşık 2 cm.lik beyaz bir köpük gördüm. Bu köpük mayanın oluştuğunun bir göstergesi. Şişeyi açarken gazlar fışkırdı ve köpük biraz daha kabardı. Aynı anda ortalığa kesif bir koku yayıldı ki, bu işin en kötü yanı işte bu koku (bunun için Sibel’in defne yapraklı çözümüne bakabilirsiniz.). Hemen suyu süzdüm ve nohutları bahçedeki çöpe attım, yoksa evde dayanılacak gibi değil.

400ml. nohut suyu, 600gr. beyaz un, 1 tatlı kaşığı tuzu yoğurup ele yapışmayan bir hamur haline getirdim ve mayalanmak üzere sıcak bir yere kaldırdım. Sıcak yer derken oda sıcaklığı veya kaloriferin yakınlarını kastetmiyorum, çünkü ortalama oda ısısı hamuru kabartmak için kesinlikle yeterli değil. O nedenle fırını 50 dereceye ısıtıp kapattım ve hamuru fırına kaldırdım. İlk iki saat sonunda hamurda zar zor farkedilen bir genleşme vardı ancak memnun edici bir kabarma yoktu. Bunun üzerine umutsuzlukla bir saat daha beklemeye karar verdim. Ara ara da fırını yakıp, dereceyi yeniden 50′ye getirdim. Yarım saat sonra baktığımda şaşkınlıkla hamurun neredeyse 3 katına çıktığını gördüm. Tariflerde “mayanın gelmesinden” bahsederler ya hep, işte bu nohut mayası da son anda aniden gelen birşey sanırım. Hamuru hafifçe yoğurup, yağlanmış baton kek kalıbına aldım (25cm). İkinci kez mayalandırmak üzere fırına kaldırdım, hamur bu kez yarım saat içinde 2 katına çıktı. Bu arada fırını 200 dereceye ısıttım, fırın ısınırken hamurun üzerinde derin çizikler attım ve üzerine su sürdüm.

30-35 dakika içinde ekmek daha da kabararak pişti.

Ertesi sabaha kadar mutfak havlusu ile örtülmüş vaziyette beklettim.

Pazar sabahı, 10:00

Nohut ekmeği tost halinde masaya geldi. Büyük bir kısmı ise dilimlendi ve buzdolabına kaldırıldı. İlerleyen günlerde ısıtılarak kullanılacak. Ben özellikle tostunu çok sevdim. Tok bir tadı ve dişe gelen bir dokusu var.

kichererbsenbrot2.jpg

Sibel’in bu ekmek hakkındaki açıklayıcı ifadeleri çok işime yaradı. Nohut ekmeği gerçekten de ısıtılarak tüketilmesi gereken bir ekmek. Değişik tadını ve kokusunu ancak o zaman alabiliyorsunuz. Arman Kırım’ın tarifi ve Sibel’in kullanma kılavuzu sayesinde tam istediğim gibi bir ekmeğim oldu. Denemek isteyen herkese tavsiye ederim. Mayayı tutturmak başlangıçta zor gelse de, olayı çözdükten sonra aslında ne kadar basit olduğunu göreceksiniz.

kichererbsenbrot4.jpg

yulaflı bisküvi

25.02.2008

digestive.jpg

Geçen akşam Gary Rhodes’un programında gördüğüm ‘digestive biscuits’ daha önceden tarifini bulmaya/uydurmaya çalıştığımız, ancak, bütün çabalarımızda sonuç alamadığımız bir şeyi hatırlattı bana. Bisküvilerin tarifini not ederken de pek ümitli değildim aslında. Bu nedenle beklentilerime fazla yüz vermeden elimdeki malzeme ile denedim. İyi ki, iyi ki denemişim, çünkü aradığım tat neredeyse buydu. Tarifin orijinalini burada bulabilirsiniz. Aşağıdaki ise bir parça uyarlanmış hali:

- 25 adet -

  • 100 gr. tam buğday unu
  • 50 gr. yulaf kepeği
  • 50 gr. yulaf ezmesi
  • 1 tatlı kaşığı kabartma tozu
  • 50 gr. esmer şeker
  • 100 gr. tereyağ
  • 1-2 yemek kaşığı süt
  • arzuya göre çikolata - eğer çikolata kullanırsanız şekeri 25gr.’a düşürün.

Örneğin tarifteki yulaf ununu bulamadım ben. O yüzden elimdeki tahıl ezmesi karışımını (yulaf, arpa, çavdar, vs.) iri taneli un haline getirerek yulaf kepeği ile karıştırdım. (Almanya’da yaşayanlar organik ürün satan dükkanlarda çeşitli tahılların kepeklerini bulabilirler. Hatta DM’de bile var.)

  1. Unları ve şekeri karıştırın. Yağı ekleyerek parmaklarınızla ovuşturun. Un ve yağ özleşerek kırıntılı bir hale geldiğinde sütü ekleyin ve hamuru çabucak toparlayın.
  2. Yarım santim kalınlığında açın. İstediğiniz büyüklükte daireler çıkarın.
  3. 200° C’ye ısıtılmış fırında üzerleri hafif kızarana kadar pişirin. (fırınınızın durumuna göre 10-20 dakika sürebilir)
  4. Çikolata: Çikolatayı su buharında eritin (kasenin dibi suya değmesin) ve soğumuş kurabiyelerin üzerine sürün.

digestive2.jpg

(Bisküviler soğuduktan sonra dışarda yumuşamasınlar diye buzdolabına kaldırmıştım. Böylelikle hem çikolatası çıtır olmuş, hem de bisküvi kendini iyice çekip hoş bir tatlı haline gelmiş.)

patates-tavuk-enginar.jpg

Dün gece tv kanalları arasında gezinirken Antonio Carluccio’ya (italian feast) rastladım. Ligurya‘da güneşli bir köyde boool zeytinyağlı, pestolu, deniz ürünlü yemek tarifleri veriyordu. Tariflerden biri de fırında biberiyeli patatesti.

Carluccio, patatesi aslında tavşan etinin yanına yapmış ve yalnızca soğan, taze biberiye ve zeytin kullanmıştı. Ben eşlikçi yerine ana yemek istediğim için malzemeleri biraz genişlettim ve haşlanmış tavuk eti + marine edilmiş enginar kalbi ekledim.

  • Yarım kilo patates (Patatesleri önceden biraz haşlarsanız iyi olur. Benimkiler haşlanmamıştı ve pişmeleri uzun sürdü. Son yarım saatte tavukların kurumaya başladığını farkettiğimde tepsinin üstünü alüminyum folyo ile kapatmak zorunda kaldım).
  • 1 soğan
  • 15-20 adet kalamata zeytin
  • 2 kalın dal taze biberiye
  • haşlanmış tavuk eti
  • marine edilmiş enginar kalbi
  • tuz, karabiber, pulbiber
  • 5 tatlı kaşığı zeytinyağı (veya daha fazla)

1. İrice doğranmış patatesleri, halka halka kesilmiş soğan, tavuk eti, enginar, tuz, biber ve zeytinyağı ile harmanlayın.

2. Patatesleri tepsiye yayın, üzerine zeytinleri ve biberiye dallarını yerleştirin.

3. 200 C’de pişirin. (Pişirme süresi patatesin durumuna göre değişir. Önceden pişmiş patates kullanırsanız 20-25 dakika, çiğ patatesle başlarsanız bir saat civarında fırında tutmanız gerekebilir. Eger zeytinler ve tavuklar kuruma belirtileri gösterirlerse tepsinin üzerini alüminyum folyo ile kapatabilirsiniz).

Not: Antonio Carluccio’s Italian Feast bölümlerinin tekrarı akşamları 22:30′da TV Gusto’da (Almanya).

hurmalı rulo

02.01.2008

Yılın ilk gününde ne yapacağımı bilemedim. Aslında o kadar çok şey yapmak istedim ki. Spora gideyim, sinemaya gideyim, ıvır-zıvır işlerimi halledeyim, kek yapayım, mutfağı temizleyeyim. Sonuçta ne yapacağımı düşünmekten, kek pişirmek ve sinemaya gitmek dışındaki planlarımı gerçekleştiremedim.

dateloaf-3.jpg

Hurmalı rulonun tarifini çok önceleri taste‘de bulmuştum. Son derece kolay bir tarif. Pek muazzam, sıra dışı bir tadı ve süslü püslü bir görüntüsü yok. Daha çok akşamüstü çayının yanında ikram edilen anne veya komşu teyze kekleri gibi aşina, alçakgönüllü bir tadı var. Belki de bu evcil tadından dolayı ben bu ruloyu çok sevdim, bilemiyorum. Pek tabii ki hurmalı olmak zorunda değil. İçini istediğiniz gibi hazırlayabilirsiniz. Elmalı, ayvalı, incirli, kayısılı yapabileceğiniz ve erzak dolabınızda ne varsa onu kullanabileceğiniz, gayet esnek bir rulo. Ben tezgahın üzerindekileri değerlendirdim ve hurmaları çayda yumuşatmak yerine portakal suyu kullanmayı tercih ettim. Asıl tarif burada.
dateloaf-1.jpg

İç: Küçük parçalara kıyılmış 200gr. hurma, 200ml. portakal suyu veya az demlenmiş çay, 2 yemek kaşığı esmer şeker, 1 yemek kaşığı file fındık, 1 yemek kaşığı file badem, tarçın, karanfil tozu ve kakule.
Hamur: 320gr. un, 1,5 tatlı kaşığı kabartma tozu, 2 yemek kaşığı esmer şeker, 60gr. tereyağı, 180ml. süt.

  1. Hurmaları portakal suyunun içinde hafif ateşte ezilene kadar yaklaşık 10 dakika pişirin. Şeker, fındık, badem ve baharatları karıştırarak soğutun. Eğer taze meyve kullanacaksınız, meyve kendi suyunu çekene kadar pişirin.
  2. Un, kabartma tozu, şeker ve yağı parmaklarınızla ovalayarak kırıntılı bir hamur haline getirin. Çabucak sütü ekleyerek hamuru toparlayın, biraz da yoğurun.
  3. Hamuru 25cm. X 35cm. ebatlarında bir dikdörtgen şeklinde açın. Hazırladığınız içi eşit bir şekilde dikdörtgenin her tarafına dağıtın. Uzun tarafından başlayarak rulo şeklinde sarın. Üzerine 1-1,5cm. genişliğinde, bir 1cm. derinliğinde çizikler atın. (Ben ayrıca üzerine süt sürüp, esmer şeker serptim)
  4. 200 C’de altın rengini alana dek 20-25 dakika pişirin.

Not: Çok tatlı sevmeyenler şekeri 3 kaşığa düşürebilirler. Biliyorsunuz, kuru hurma zaten oldukça tatlı bir meyve.